Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/4952 E. 2021/1806 K. 23.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4952
KARAR NO : 2021/1806
KARAR TARİHİ : 23.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TÜK. MAH. SIF.)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalının murisinin kullandığı iki adet kredi ve kredi kartı borcunun ödenmemesi sebebiyle, ödeme ihtarında bulunulduğunu, borcun ödenmediğini ve kredi kullanan …’ün öldüğünün öğrenildiğini, bunun üzerine mirası kabul eden mirasçı eşin borçtan sorumlu olması nedeniyle aleyhine Aydın 2. İcra Dairesinin 2012/4954 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, takibe karşı ileri sürülen itirazın iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatı tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, murisin hayat sigortası olduğunu ve mirası reddettiğini beyan ederek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalı tarafın Aydın 2. İcra Dairesinin 2012/4954 Esas sayılı takibine yaptığı itirazın kısmen iptal edilerek 26.013,08 TL asıl alacak 1.383,45 TL işlemiş faiz, 69,17 TL BSMV, 268,08 TL ihtarname masrafı üzerinden takibin devamına, takip konusu asıl alacağın %20’si oranında hesaplanacak inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalının murisinin kullanmış olduğu iki adet kredi ve kredi kartının ödenmeyen borcunun tahsili için icra takibi başlatmış olup itiraz üzerine eldeki davayı açmış, davalı mirasçı borcun varlığını kabul etmeyerek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davacının davalının murisine hayat sigortası yaptırma zorunluluğu bulunmadığından ve davalının mirası reddettiğini ispat edemediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalı tarafın Aydın 2. İcra Dairesinin 2012/4954 Esas sayılı takibine yaptığı itirazın kısmen iptal edilerek 26.013,08 TL asıl alacak 1.383,45 TL işlemiş faiz, 69,17 TL BSMV, 268,08 TL ihtarname masrafı üzerinden takibin devamına, takip konusu asıl alacağın %20’si oranında hesaplanacak inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine hükmedilmiştir.
İİK’nın 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. Ancak İİK’da mirasçılar için ayrı düzenleme yapılmış, İİK’nın 67/3. maddesinde “itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. ”hükmü getirilmiştir. Her ne kadar alacaklı davacının açtığı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilememiştir. Somut olayda İİK 67/3.maddesi gereğince davalı mirasçının kötüniyetli olduğu ispat edilemediğine göre, davalının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Davalı murisinin kullanmış olduğu … nolu tatil kredisi, 00158007296933059 nolu kredili bankomat ve … nolu kredi kartının ödenmeyen borçları sebebiyle, davacı Banka tarafından davalıya ihtarname gönderilmiş olup, borcun tamamı 31.01.2012 tarihi itibariyle kat edilmiştir. Öncesinde davalı borçluya herhangi bir muacceliyet ihtarı gönderilmemiştir.
4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Kanunun 10/3. maddesinde “… Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, davacı banka tarafından davalıya yapılmış usulüne uygun bir muacceliyet ihtarı bulunmadığına göre bu ihtar varmışçasına hesaplama yapılarak takip başlatılamaz ve ihtarname varmışçasına hesaplama yapan bilirkişinin raporu hükme esas alınamaz. Davacı banka ancak davalı borçlunun takip tarihinde halen ödemediği ya da eksik ve geç ödediği taksitler nedeniyle gecikme faizi ve diğer ferileriyle birlikte takip yapma hakkına sahiptir. O halde, mahkemece, davalı borçlunun takip tarihine kadar ödemediği taksitlerle, geç ödeme nedeniyle gecikme faizi ve ferilerinin miktarı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenecek miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.