Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/5019 E. 2021/1933 K. 25.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5019
KARAR NO : 2021/1933
KARAR TARİHİ : 25.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın … yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davacılar … İnşaat San.Tic.Ltd.Şti ve … yönünden davanın kabulü ile, taraflar arasında tanzim edilen 25/02/2014 tarihli protokolün iptaline, yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar, davalının murisinin … İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti nezdinde çalışmakta iken geçirdiği iş kazası sonucu vefat etmesi nedeni ile davalı ve diğer mirasçı tarafından, … ve … İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine ilamın icra takibine konu edildiğini, icra takibi ile haciz tazyiki altında kalındığından, davalı taraf ile 25/02/2014 tarihinde protokol düzenlendiğini, protokol ile belirlenen bedelin taksitlendirildiğini ve taksitlerin birinin ödenmemesi halinde protokolün geçersiz sayılacağının belirtildiğini, taraflarınca Mayıs 2014 ayında ödenmesi gereken taksidin ödenememesi nedeni ile protokolün geçersiz hale geldiğini, bu sırada aleyhlerine açılan tazminat davasında verilen kabul kararının, Yargıtay incelemesinden bozularak geldiğini, bozma sonrasında mahkemece protokolün iptali için ayrı bir dava açılması için süre verildiğini ve süresinde işbu davanın açıldığını belirterek eski hale iade ile tanzim edilen 25/02/2015 tarihli protokolün iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı … yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine, davacılar … İnşaat San. Tic.Ltd. Şti. ve … yönünden ise; davanın kabulü ile taraflar arasında tanzim edilen 25/02/2014 tarihli protokolün iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, ilama dayalı olarak aleyhlerine yapılan icra takibi sırasında alacaklı taraf olan davalı ile yapılan protokolün iptali ve eski hale iade talepleri ile eldeki davayı açmışlardır. Davalı ise, taksitlerden birinin ödenmemesi halinde, sadece davacılar lehine protokol ile sağlanan indirim miktarının ortadan kalkacağını ancak icra takibine konu talebin devam edeceğinin belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, protokolün 4. maddesi uyarınca protokolün iptali gerektiği belirtilerek protokolün tarafı olmayan davacı … yönünden aktif husumet ehliyeti olmadığından davanın reddine, diğer davacılar yönünden davanın kabulü ile protokolün iptaline karar verilmiştir. Taraflar arasında icra takibine konu alacağın ödenmesi için şarta bağlı bir protokol düzenlenmiştir. 25/02/2014 tarihli Protokolün 4. maddesinde taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde protokolün iptal olacağı, icra takibinin aynen devam edeceği kararlaştırılmıştır. Buna göre, protokolün iptali halinde takibin aynen devam edeceği kararlaştırılmış olduğundan bu hükmün uygulanması gerekir. Ayrıca ilamlı icraya konu mahkeme kararının bozulması halinde izlenecek prosedür, İİK 36. maddede belirtilmiştir. “İcranın geri bırakılması için verilecek süre” başlıklı 36. maddede “İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.” denilmektedir. Ayrıca, davacılar tarafından protokolün yapılması sırasında iradeyi etkileyen ehliyet, irade sakatlığı, muvazaa ve sahtecilik vb bir iddia da ileri sürülmemiştir. Tüm açıklanan bu nedenler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.