YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5068
KARAR NO : 2021/2057
KARAR TARİHİ : 01.03.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının bozmaya uyularak mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya elden borç para verdiğini karşılığında …’da 21.11.1986 tarihli noterde düzenlenen borç senedi aldığı halde senede uygun olarak ödeme yapılmadığını bildirerek 350.000 DM’nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Protokolün geçersiz ve zamanaşımına uğradığını ödeme belgeleri olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile bakiye 20 DM alacağın faizi ile tahsiline Ddair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 11/06/2015 tarih 2014/27058 – 2015/19349 sayılı kararı ile davalının dosyaya sunduğu, davacı tarafından sahtecilik itirazına uğrayan hükme esas ödeme belgeleri hakkında ceza kovuşturması ve varsa ceza davası dosyası getirtilip incelenmeli ve neticesi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada mahkemece,Davanın kısmen kabulü ile 20 DM’nin 21/12/1987 tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca o para cinsine bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Somut dolayda, davacı, davalıya 350.000 DM borç verdiğini ancak davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek 350.000 DM’nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacıdan 350.00 DM ödünç aldığını, ancak sonrasında davacının ödünç olarak verdiği 350.000 DM’ nin 275.000 DM’sine karşılık kendisine ait resim koleksiyonuna ortak olduğunu ve bakiye kısmının davacıya iade edildiğini, taraflar arasında protokoller imzalanığını, protokoller gereği edimini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davacı, davalı yanca sunulan protokoller ve ödeme belgelerinin bir kısmınında tahrifat ve sahtecilik yapıldığını, bir kısmının ise anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasında bulunmuştur. Davacı tarafından sahtecilik itirazına uğrayan hükme esas ödeme belgeleri hakkında başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece, üç farklı bilirkişiden rapor alınmış, hükme esas alınan 22.02.2011 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasında en son yapılan 25.11.1993 tarihli anlaşmada, davalının, davacıya 79.230 DM borçlu olduğunun kararlaştırıldığı, 25.11.1993 tarihli anlaşmadan sonra davalı yanca, davacıya 79.230 DM ödeme yapıldığı bu nedenle kalan borcun 20 DM olduğu görüşü mütala edilmiştir. Mahkemece, anılan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 20 DM’nin 21/12/1987 tarihinden itibaren devlet bankalarınca o para cinsine bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de bilirkişi heyeti tarafından; davalı tarafından, Nermin Tuna’ya yapılan 10.000 TL bedelli ödeme davalı borcundan düşülmüş ise de davacı, Nermin Tuna’ya yapılan ödemeyi kabul etmediği gibi anılan ödemenin 25.11.1993 tarihli anlaşmadan sonra yapılıp yapılmadığı da belli değildir. Yine bilirkişi heyeti tarafından; 26.12.1994 tarihli belgedeki 13.430 DM ödeme davalı borcundan düşülmüş ise de mahkemece, davacının tahrifat iddiasına yönelik Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporda 26.12.1994 tarihli belgede miktarın rakamla yazıldığı bölümde evvelce bulunan 6500 rakamının baş harfindeki “6” rakamının farklı fiziki evsafta kalem ile 8 rakamına dönüştürülmüş olduğu ve aynı kalem ile yan bölümdeki 13.430 DM yazıların yazılıp imzaların atılmış olduğu, belgenin en alt bölümünde “6000” DM daha aldım “28.12.1994 … yazıları ile imzalanın 3. Farkı fiziki evsafta kalem ile belgeye sonradan ilave edildiği tespit edilmiştir. Hal böyleyken mahkemece davalı tarafından sunulan ödeme belgelerinden tarihsiz olup Nermin Tuna’ya yapılan 10.000 TL bedelli ödemenin davacı yanca kabul edilmediği, ayrıca anılan ödemenin 25.11.1993 tarihli anlaşmadan sonra yapılıp yapılmadığı da belli olmadığı, yine ödemeden düşülen, 26.12.1994 tarihli belgede miktarın rakamla yazıldığı bölümde evvelce bulunan 6500 rakamının baş harfindeki “6” rakamının farklı fiziki evsafta kalem ile 8 rakamına dönüştürülmüş olduğu nazara alınarak oluşacak sonuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.