Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/5919 E. 2021/5724 K. 31.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5919
KARAR NO : 2021/5724
KARAR TARİHİ : 31.05.2021

MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında verilen kararın, süresi içinde davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar; davalılar ile kardeş olduklarını, davaya konu 1699 ada 371 parselin tapuda arsa vasfında olduğu, üstünde de tapuda görünmeyen ancak fiilen var olan bir bina mevcut olup tarafların murisi … adına kayıtlı olduğunu, taşınmaz ve üzerindeki muhtesatın 08/04/2013 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile kentsel dönüşüm projesi kapsamına alındığını, dava dışı Şanlıurfa Belediyesi tarafından 31/10/2013’de bedel tespiti davası açıldığını ve Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/685 E – 2014/14 K sayılı dosyasında taşınmazın bedelinin 1.207.243,77 TL olarak tespit edildiğini, tüm mirasçıların Belediye ile uzlaşılması ve taşınmazın Belediyeye ya da TOKİ’ye devri için davalı …’in talebi ile önce avukat …’e sonra bu avukat azledilerek davalı …’e vekalet verdiklerini, ancak davalı …’in taşınmazı TOKİ’ye devretmek yerine 13/01/2014 tarihinde diğer davalı …’ya sattığını, …’nın da uzlaşma neticesinde taşınmazı TOKİ’ye sattığını, bu işlemin kendi hisselerine düşen paya el koyma amacı taşımakta olup, vekaletin kötüye kullanıldığını ileri sürerek; davalı …’nın TOKİ’den alacağı satım bedelinden kendilerinin almaya hak kazandıkları hisse miktarı olan 226.358,20 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmişlerdir.
Davalılar; davacıların satıştan haberdar oldukları ve paylarına düşen bedeli aldıklarını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir.
İlk derece mahkemesince; davalı tanıklarınca; herkese hissesinin verildiğini söylemekle beraber ifadesinin sonunda herkese 100.000’er TL verildiğini beyan ettikleri, davalıların üzerlerine geçen ispat yükünün 100.000’er TL’lik kısımlarını kabule göre ispat ettikleri, ancak davalıların, davacıların hak ettikleri anlaşılan 100.000 TL üzeri talepleri için ispat yükünü yerine getiremedikleri gerekçesiyle davacıların
davasının kısmen kabulü ile 13.179,10’ar TL’nin davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karar, davacılar tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; 12/01/2017 tarihli celsede dinlenilen tanık …’in beyanlarının soyut olup davalıların cevap dilekçelerinin içerikleriyle çeliştiği, davalıların cevap dilekçelerinde kamulaştırma bedellerinin tapu kayıt maliklerine nasıl ve ne şekilde paylaştırıldığından bahsetmediklerini, ayrıca tanık beyanının 03/02/2015 tarihli Belediye Başkanlığının yazısı ile de çeliştiği, zira ilgili yazıda davacıların talebi üzerine hisselerin düşen miktarı, davalı …’nın tahsil edeceği, kamulaştırma bedelinin üzerine tedbir konulduğunun belirtildiği, gerekçesi ile davacı tarafın istinaf istemlerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan kararın kaldırılmasına ve davalı tarafın tanığının beyanına itibar edilmeyerek açılan davanın kabulüne karar verilmiş; karar, davalılardan… tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) HMK’nın 203/1-a maddesi uyarınca; altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler, senetle ispat kuralının istisnasıdır. Somut olayda da, taraflar kardeş olup, iddialarını tanık dahil her türlü delille ispat edebilirler.
İlk derece mahkemesince dinlenen ve beyanına itibar edilen davalı tanığı … tarafların anneleri olup “Büyük oğlum … Belediyenin verdiği parayı aldı, parayı eve getirdi, kızları da çağırdık, yani davacılar da vardı, herkesin hissesini kendilerine verdik, yine de bu davayı açmışlar, diğer dört çocuğum memnun oldular, ancak bu ikisi dava açmışlar, yukarda Allah var, herkese 100.000’er TL para dağıtımı yapılmıştır.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanığın beyanı bizzat görgüye dayalıdır. Bunun yanında bölge adliye mahkemesince kararda belirtilen 03/02/2015 tarihli Belediye Başkanlığı yazısında da; davalı …’nın Belediye ve TOKİ’den alacağı 1.207.243,77 TL satış bedelinin sadece 226.358,20 TL’lik kısmına ihtiyati tedbir konulduğu belirtilmekte olup, tanık beyanı ile cevap dilekçeleri ve 03/02/2015 tarihli Belediye Başkanlığı yazısının çelişmediği, aksine birbirini destekler nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
O halde bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gözetilerek, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK’nın 371’inci maddesi uyarınca davalılardan… yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 31/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.