YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6474
KARAR NO : 2021/11014
KARAR TARİHİ : 08.11.2021
MAHKEMESİ : … 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın sair istinaf sebeplerinin reddine, davalı tarafın vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; davalı şirketin … İli … İlçesi … Mahallesi 1703 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa ettiği … Evlerinin web sayfası, ilan, afiş ve bilboardlardan tanıtımını görerek daire satın aldıklarını, davalı şirketin yapı kullanma izin belgesi almış olmasına rağmen sitenin ortak alanlarında inşaatın halen devam ettiği ve taahhüt edilenden çok eksik ve farklı bir site teslim ettiğini, söz konusu sitenin eksik işlerini … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/39 D. İş sayılı dosyası ile tespit ettirdiklerini, 24/12/2014 tarihinde ihtarname ile her birinin ayrı ayrı davalıya ödediği tapu senetlerinde yazılı satış bedellerinden, değişik iş dosyası ile tespit olunan %22 ayıp oranı dikkate alınarak hisselerine isabet eden indirim miktarının ödenmesini istediklerini ancak davalının taleplerini reddettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılardan … için 134.640 TL, … için 49.500 TL ve … için 70.400 TL olmak üzere toplam 254.540 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmişlerdir.
Davalı; edimlerini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; projeye aykırı oldukları tespit edilen tüm hususların davacıların satın alınan maldan elde etmeyi umduğu yararı azalttığının ve taşınmazın ekonomik değerini düşürdüğü hususlarının bilirkişi raporlarında tespit edildiği, aynı taşınmaza ilişkin farklı malikler tarafından benzer taleplere açılan davalarda düzenlenen bilirkişi raporlarının da benzer mahiyette olduğu, davacıların dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı … yönünden 114.750 TL, … yönünden 42,187,50 TL
ve … yönünden 60.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacıların davalarının kısmen kabulü nedeniyle davalı lehine her bir dava yönünden vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine, kararın diğer bentlerinin aynen muhafazasına karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Duruşma yapmadan verilecek kararlar” başlıklı 353 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin (2) nolu alt bendi; “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, (…) duruşma yapılmadan karar verilir”;
Aynı Kanun’un 359 uncu maddesinin (2) nolu fıkrası ise; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”hükmünü içermektedir.
Açıklanan bu kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesince kanunun olaya uygulanmasında hata edilmesi ve bu hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; bölge adliye mahkemesince, davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabul edilmesi nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararı tamamen kaldırılarak, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde; sadece ilk derece mahkemesince verilen kararın davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine, ilk derece mahkemesi kararın diğer kısımlarının ise aynen muhafaza edilmesine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma nedenine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK’nın 371 inci maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, aynı Kanun’un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uyarınca dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi