YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6791
KARAR NO : 2021/12117
KARAR TARİHİ : 25.11.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında birleştirilerek görülen alacak davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı asıl davada; davalıların vekili olarak Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1030 Esas (bozma öncesi 1997/302 Esas) sayılı dosyasına konu müdahalenin meni ve kal davası açtığını, karar aşamasında tarafların sulh olduğunu ve davanın feragat ile sonuçlandığını, ancak vekalet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 250.000 TL avukatlık ücretinin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacı birleşen davada; davalılar adına Kartal 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/780 Esas sayılı dosyası ve Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/96 Esas (bozma sonrası 2003/1035 Esas) sayılı dosyası ile el atmanın önlenmesi yıkım ve tazminat taleplerini içerir davalar açtığını, söz konusu davaların kesinleştiğini, ancak vekalet ücreti alacağının ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 350.000 TL vekalet ücreti alacağının yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, asıl ve birleşen davada davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine; Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 16/01/2014 tarihli ve 2013/19121 Esas 2014/797 Karar sayılı kararıyla; asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozma üzerine mahkemece vekalet ücretinin ödendiğinden bahisle asıl davanın reddine, vekalet ücreti ödendiği ve alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 04/02/2016 tarihli ve 2014/45626 Esas 2016/2972 Karar sayılı kararla; birleşen davada hem esastan hem usulden red kararının verilemeyeceği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; asıl davada vekalet ücret alacağının ödenmiş olduğu gerekçesiyle davanın esastan reddine, birleşen davada zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair verilen karar, davacının temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 10/04/2019 tarihli ve 2017/6216 Esas 2019/4803 Karar sayılı kararla; Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 1998/551 Esas sayılı dosyası nedeni ile taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; vekalet ücret alacağı ödendiğinden asıl davanın esastan reddine, vekalet ücreti alacağının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Davacı tarafın asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; mahkemece 12/03/2012 ve 13/02/2013 tarihli bilirkişi raporları doğrultusunda davacıya vekalet ücretinin ödendiği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporları hükme esas alınacak nitelikte değildir. Şöyle ki mahkemece iki farklı bilirkişiden alınan iki ayrı raporda birbirinden farklı hesaplamalar içermekte olup, 12/03/2012 tarihli bilirkişi raporunda vekalet ücret alacağı 30.000 TL, 13/02/2013 tarihli bilirkişi raporunda ise 1.141,65 TL olarak belirtilmiş ayrıca her iki bilirkişi raporunda da davalı tarafın davacının banka hesabına yatırılan ve ne için yatırıldığına ilişkin açıklama bulunmayan 30.000 TL’nin vekalet ücret alacağına ilişkin olduğu değerlendirilerek davacının vekalet ücreti alacağının bulunmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere anılan banka dekontlarında ödemelere ilişkin olarak herhangi bir açıklama yer almadığı ve davalı tarafça gönderilen ödemelerin davacı avukat tarafından yapılan diğer iş ve işlemlere (dava harç ve masrafları, icra takip giderleri, haciz, muhafaza masrafları vs) ilişkin olduğu iddia edildiği halde, birbirinden farklı hesaplama ile farklı miktarda vekalet ücret alacağı tespit edilen bilirkişi raporlarına dayanılarak davacının vekalet ücret alacağının ödendiği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
O halde mahkemece; davacının asıl davada talep ettiği vekalet ücret alacağının tespiti için konusunda uzman bilirkişiden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alması, davacıya banka yoluyla gönderilen ödemelerin Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1030 Esas (bozmadan önce 1997/302 Esas) sayılı dosyasına ilişkin vekalet ücreti alacağına ilişkin olup olmadığı ve davalıların vekalet ücreti ödeyip ödemedikleri hususlarının değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacı tarafın birleşen davaya yönelik temyiz itirazları ise sınırlı olarak yapılan incelemede; mahkemece Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1035 Esas (Kartal 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/96 Esas) sayılı dosyasında talep edilen vekalet ücreti alacaklarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1035 Esas sayılı dosyasının Yargıtay incelemesinden geçerek 12/12/2006 tarihinde kesinleştiği, beş yıllık zamanaşımı süresinin bu tarih itibariyle başladığı, eldeki davanın 21/02/2011 tarihinde açıldığı, böylece zamanaşımı süresi dolmadan davanın açıldığı gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeyle davanın zamanaşamı nedeniyle reddine karar verilmesi de yerinde değildir.
O halde mahkemece; birleşen davada, davacı tarafın Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1035 Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak talep ettiği vekalet ücret alacağı yönünden işin esasına girilmesi ve sunulan deliller incelenip değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.