YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/785
KARAR NO : 2020/4181
KARAR TARİHİ : 16.09.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, eczane işletmekte olduğunu, … isimli hastanın raporlu reçetesini karşıladıklarını, ancak bu reçetenin kurum tarafından hatalı bulunarak iade edildiğini ve reçete eki raporda hastanın hastalığının “aksyeri tutumlu ankilozan spondilit mi, yoksa periferal tutumlu ankilozan spondilit mi” olduğu konusunda düzeltme yapılmasının istenildiğini, raporun süresinde aksyeri tutumlu ankilozan spondilit olarak düzeltildiğini, fakat düzeltmenin süresinde yapılmadığı ve hastaya konulması gereken teşhisin “Romatoid Artrit” olması halinde bu reçetenin Kurum tarafından karşılanabileceği gerekçesiyle 2015 yılı Ocak ayı ödemesinden 9.310,15 TL para kesintisi yapıldığını belirterek bu miktarın kesinti tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargılama sırasında bilgisine başvurulan eczacı optisyen bilirkişi tarafından düzenlenen ilk raporda yapılan kesinti işleminin uygulanmasının doğru olduğu belirtilmiş, ancak Mahkemece ilk rapor yeterli görülmeyerek ikinci bilirkişi raporu alınmasına ihtiyaç duyulmuş, bunun üzerine, farklı bir eczacı bilirkişi ile doktor bilirkişiden ikinci rapor alınmıştır. Alınan bu bilirkişi raporunda ise, hastanın gerçek tanısının “Romatoid Artrit” olması, hastaya ilaçların teslim edilmiş olması, hastanın sürekli kullandığı ilacın süresi içinde alınmış olması nedeniyle ve hasta mağduriyeti yaşanmaması adına yapılan kesintinin uygun
olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, daha önce itibar edilmeyen ilk bilirkişi raporu esas alınarak hüküm oluşturulmuştur. Birinci bilirkişi raporunu yetersiz bulan ve ikinci kez bilirkişi incelemesi yaptıran mahkeme hâkiminin, daha önce itibar edilmeyen raporu esas alarak karar vermesi yasal olarak mümkün değildir.
Hâl böyle olunca, mahkemece; konusunda uzman doktor bilirkişinin de yer aldığı dosya kapsamına göre toplanan kanıtlara uygun, denetime elverişli ikinci bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16/09/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.