Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/8085 E. 2021/1524 K. 16.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8085
KARAR NO : 2021/1524
KARAR TARİHİ : 16.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ(TÜK. MAH. SIF.)

Taraflar arasındaki ayıplı malın değişimi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, davacı vekili tarafından duruşmalı, davalılar vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 16/02/2021 tarihinde davacı asil ile vekili Av. … ve davalılardan … Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. vekili yetki belgesine istinaden Av. … ile davalı … Otomotiv Tic. ve San. A.Ş. vekili yetki belgesine istinaden Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, 06.01.2015 tarihinde Volkswagen Passat 1.6 TDİ Confortline marka aracı davalı … Otomotiv Ticaret Ve Sanayi A.Ş.’den sıfır kilometre olarak satın aldığını, 9 ay sonra markanın yetkili servisinde inceleme yaptırdığında aracın sol arka kapısında boya yoğunluğu saptandığını, bir başka serviste de aynı tespit yapılınca konu ile ilgili Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/43 d.iş sayılı dosyasında bilirkişi incelemesi yaptırdığını, bilirkişi raporunda sol arka kapının boyandığı belirtildiğinden aracın ayıplı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, değişim için davalılarla irtibat kurduğunda olumsuz yanıt verildiğini ileri sürerek, aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini, yaşadığı manevi üzüntü nedeniyle 10.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı … Otomotiv Tic. Ve San. A.Ş., aracın eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiğini, parça ve boyaların fabrikadan çıktığı gibi orijinal olduğunu, boya kalınlığının standartlar dahilinde olup kusurlu sayılamayacağını, manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Davalı … Oto Pazarlama ve Tic. A.Ş., uyuşmazlık konusu aracın satıcısı, bayii, acentesi, imalatçı-üreticisi veya ithalatçısı olmadığını, aracın eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiğini, parça ve boyaların fabrikadan çıktığı gibi orijinal olduğunu, boya kalınlığının standartlar dahilinde olup kusurlu sayılamayacağını, manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, manevi tazminat isteminin reddine dair verilen karar, davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece verilen 14/06/2017 tarihli ve 2017/4585 E. 2017/7451 K. sayılı kararla; “2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalılar … Oto Servis A.Ş. ve … Oto A.Ş’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 3-…Hükme esas alınan bilirkişi incelemesinde, aracın dava tarihindeki değerinin 107.000 TL olduğu, araçtaki ayıbın ise 9.000 ila 10.000 TL arasında bir değer kaybına yol açacağı bildirilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, davacının seçimlik haklarından aracın misliyle değiştirilmesi hakkını kullanmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, tarafların hak ve menfaatleri değerlendirilerek aşırı bir dengesizliğe neden olacağı, araçtaki ayıp nedeniyle seçimlik hakkından bedel indirim uygulanmasının uygun olacağı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde aracın misli ile iadesine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” gerekçesiyle, davalılar yararına bozulmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda dosya, rapor almak üzere bilirkişiye tevdi edilmiş, hazırlanan 22.01.2019 tarihli ek bilirkişi raporu hükme esas alınarak; davanın kısmen kabulü ile 9.630,00-TL’nin dava tarihi olan 25.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm; davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların tüm, davacının 3. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dosyada iki davalı olmasına ve her iki davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen hüküm fıkrasında “davalıdan” ifadesi kullanılarak tek davalı varmış gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-6100 sayılı HMK 326. maddesi gereğince, “yargılama giderleri, kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir”. Aynı yasanın 323/1-ğ bendi uyarınca da “Davayı kazanan taraf davasını bir vekil vasıtası ile takip etmiş ise, haksız çıkan taraf yargılama gideri olarak vekalet ücretine de mahkûm edilir.”
Mahkemece, aracın satış tarihinde ayıplı olduğu sabit ise de aracın bedeli ile oranlandığında aracın ayıpsız misli ile değişimin objektif iyi niyet ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle, değer kaybı oranında davanın kabulüne karar verilerek, davalılar yararına vekalet ücreti takdir edildiği görülmektedir.
Her ne kadar mahkemece, değer kaybına hükmedilmesi sebebiyle davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmiş ise de; hakimin takdir hakkını kullanarak verdiği karar davacının haksız olduğu sonucunu doğurmayacağı gibi, davacının davanın açıldığı sırada seçimlik haklar konusunda hakimin takdir hakkını kullanıp kullanmayacağı hususunda öngörüde bulunması kendisinden beklenemeyeceğinden, yapılan takdiri uygulama nedeniyle davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent gereğince hükmün 2. fıkrasındaki “davalıdan” ifadesinin çıkarılarak yerine “davalılardan” ibaresinin yazılmasına, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün 5. fıkrasında yer alan “Davalılar kendilerini vekilleri ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre hesaplanan 10.539,60 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,” ifadelerinin hükümden tamamen çıkarılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 3.050 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 537,85 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, peşin alınana temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu davacı yönünden açık, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu davalılar yönünden kapalı olmak üzere, 16/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.