YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8424
KARAR NO : 2021/2582
KARAR TARİHİ : 11.03.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın davalı … yönünden reddine, davalı … yönünden kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Asıl davada davacı; kurumdan aylık alan …’in 15.09.1998 tarihinde vefat ettiğini, ancak davalı bankaya müteveffa adına yatırılan aylıkların 21.09.1998 – 17.10.2003 tarihleri arasında müteveffanın yasal temsilcisi olan davalı … Evren tarafından çekildiğini, davalı bankanın gerek 15.12.1998 tarih 289 sayılı genel duyurusunda, gerek 16.11.2000 tarihli protokolde, kurumdan maaş alan emekli, dul ve yetimlerin aylıklarının vekil, vasi ve kayyum aracılığıyla tahsil edilmesi halinde yasal temsilcilerinden yılda bir defa yoklama belgesi alma taahhüdünde bulunduğunu, davalı bankanın bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, ilgili banka kartlarına ilişkin kayıtları da ibraz edemediğini, haksız olarak ödenen aylıkların faizi ile birlikte tahsilinin yanı sıra ayrıca 25.06.1996 tarihli genelge gereği ödenen bedelin yüzde elli fazlasının tahsili amacıyla davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların borca itiraz ederek icra takibin durdurduklarını, davalıların itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine alacağın %40’ı oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davacı birleşen davada müteveffa …’in vefatından sonra hesabına yatırılan vergi iadelerinin davalı … tarafından haksız olarak çekildiğini, ödenen bedelin tahsili amacıyla davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek icra takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %40’ı oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Asıl dava ve birleşen davada, davalılar davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl davanın davalı … yönünden reddine, davalı … yönünden kısmen kabulü ile, bu davalının itirazının Kadıköy 3. İcra Müdürlüğü’nün 2004/4197 Esas dosyasına yapılan itirazın 6.300,35 TL (6.300.350.027,40 eski TL) asıl alacak, 7.658,03 TL (7.658.035.450,10 eskiTL) işlemiş faiz ve 7,00 TL (7.000.000,00 eski TL) tebligat gideri olmak üzere toplam 13.965,39 TL (13.965.385.477,50 Eski TL) yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz yürütülmesine, davacının icra inkar tazminatı ile davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen 2006/163 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davanın davacısı ve asıl davanın davalısı … Bankası tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl ve birleşen davanın davacısı ve asıl davanın davalısı … Bankasının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Asıl ve birleşen davada davacı, kurumdan aylık almaktayken vefat eden sigortalının ölümünden sonra hesabından çekilen aylık ve vergi iadelerinin tahsili amacıyla başlatılan takiplere vaki itirazların iptalini talep etmiştir. Mahkemece, asıl davanın davalı … yönünden reddine, davalı … yönünden kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine, asıl davada davalı …’nın harçtan muaf olması sebebiyle harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
4603 sayılı Kanunda …Bankası A.Ş, Tasfiye Halinde… Bankası A.Ş aleyhine açılan davalar bakımından harç muafiyeti getirildiğine ilişkin düzenleme bulunmamakla birlikte, 4603 sayılı Kanun’un 4684 Sayılı Kanunla değişik geçici 4. maddesinin 2. fıkrasında getirilen harç muafiyeti adı geçen bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacı ile yeniden yapılandırma süreci içerisinde açılmış ve açılacak dava veya takiplerle ilgili olup, açılan davada davalı konumunda bulunan … Bankası A.Ş.’nin sözü geçen yasa hükmündeki muafiyetten yararlanması mümkün değildir. Harç kamu düzeni ile ilgili olup; temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır. Mahkemece, değinilen bu yön göz ardı edilerek hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmakla bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davacısı ve asıl davanın davalısı … Bankası’nın temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle hükmün 6. fıkrasındaki “Davalı … harçtan muaf olduğundan harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına,” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “Alınması gereken 953,975 TL nispi karar ve ilam harcının davalı … Bankasın’dan alınarak hazineye gelir kaydına” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.