Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/1002 E. 2021/12099 K. 25.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1002
KARAR NO : 2021/12099
KARAR TARİHİ : 25.11.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda,davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine;temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıdan 2009 yılında üç ton fındık bedeli karşılığı borç para aldığını ve davalıya karşılığında açık senet verdiğini,davalıya olan borcunu ödemesine rağmen davalının … İcra Müdürlüğünün 2009/507 Esas sayılı dosyası üzerinden aleyhine 16.000,00 TL’lik icra takibi başlattığını,14.000,00 TL olarak davalıya haricen ikinci bir ödeme yaptığını,davalı hakkında tefecilik suçundan şikayette bulunduğunu ve davalının … Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/110 E.,2010/349 K. sayılı kararı ile tefecilik suçundan 2 yıl 1 ay ceza aldığını,bu cezanın onanarak kesinleştiğini, davalıya olan borcunu iki kez ödediğini, buna ilişkin de tanıklarının olduğunu, 2009 yılında fındık fiyatının 2.600,00-2.700,00 TL civarı olduğunu, bu sebeple üç ton fındık bedeli olarak davalıya 16.000,00 TL’lik senet imzalayıp vermesinin mümkün olmadığını belirterek icra tehdidi altında haricen ikinci kez ödenen 14.000,00 TL ile 8.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 22.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, açılan davayı kabul etmediğini,davacıya üç ton fındık verdiğini ve fındığın ederine göre değerlendirme yaptıklarını,icra takibi sonucu davacı ile anlaşarak davacının 14.000,00 TL ödediğini, kendisine vermiş olduğu 14.000,00 TL’nin tamamının iadesi halinde davacıya vermiş olduğu üç ton fındığın bedelinin karşılıksız kalacağını beyan ederek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda;davalının … Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/110-349 sayılı dosyasında tefecilik yapmak suçundan yargılanıp mahkum olduğu,kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği,benzer olaya ilişkin Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 28/05/2014 tarih ve 2014/16910-16648 esas ve karar sayılı ilamında da belirlendiği ilke ve kabul kapsamında davalının tefeci olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğuna göre takibe konu edilen senet nedeniyle davacıdan talep hakkı bulunmadığı ve tefecilik yapmak suretiyle icra takibi altına giren davalı açısından,davacının haksız eyleminde dolayı manevi tazminata hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davacının istirdat talebinin kabulü ile … 1. İcra Müdürlüğünün 2009/507 esas sayılı dosyasında ödenen 14.000,00 TL’nin dava tarihi olan 17/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı için 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 17/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kısmının reddine dair
verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine,Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22/03/2018 tarih 2015/36327 E.,2018/3468 K. sayılı ilamı ile “1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, karz akdine dayanmaktadır. Davacı, davalıdan 2009 yılında 3 ton fındık bedeli karşılığı borç para aldığını, davalı da 2009 yılında 3 ton fındık bedeli karşılığı borç para verdiğini kabul etmiştir. Taraflar arasında 2009 yılında 3 ton fındık bedeli karşılığı borç para alışverişi yapıldığı hususu ihtilaf konusu değildir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde davalının TCK’nin 241/1 maddesi gereğince tefecilik suçundan mahkum olduğu anlaşılmaktadır. Davacı davalının kendisinden iki kez aynı borcu tahsil ettiği gerekçesiyle 14.000,00 TL fazladan yaptığı ödemenin iadesi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ise, borcun bir defa ödendiğini ve daha önce bir ödeme yapılmadığını savunmuştur. O halde, davacı tarafından daha önce davalıya yapılan ödemenin HMK anlamında kesin delillerle ispat edilen kısmının 14.000,00 TL lik haricen ödemeden mahsup edilerek fazla yapılan ödemenin iadesine karar verilmesi gerekirken, davacı tarafından daha önce yapılan ödeme olup olmadığı, varsa miktarının ne olduğu araştırılmadan sadece davalının tefecilik suçundan mahkumiyetinin olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 58.maddesi (eski Borçlar Kanunu 49.md) hükmü uyarınca, manevi tazminata hükmedilebilmesi için, şahsiyet hakkının hukuka aykırı bir şekilde zarara uğraması gerekir. Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde, eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi olanaklı değildir. Somut olayda davacının kişilik haklarının zarar gördüğü kabul edilemez. Mahkemece olayda manevi tazminat koşullarının bulunmadığı dikkate alınarak manevi tazminat isteminin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde;Mahkemece, davaya konu senet nedeniyle icra baskısı altında mükerrer ödeme yaptığını belirterek dava açtığını takibe konu senedin kayıtsız şartsız para borcu içeren bono niteliğindeki kambiyo senedi olduğunu,kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, davacının temeldeki borca istinaden mükerrer ödeme yaptığını belirttiğini,davacının ödediğini iddia ettiği miktarın senetle ispat edilmesi zorunlu olduğunu,davacının ödeme yaptığına dair senet yahut başkaca bir kesin delil ibraz edemediğini ve davacının haksız icra takibine maruz kaldığından bahisle manevi tazminat talebinde takibin haksız olduğunu ispat edemediğini, icra takibinin kişilik haklarına saldırı mahiyeti taşımadığı gerekçesiyle davacının istirdat ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş;hüküm,davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Ceza Mahkemesi kararlarının, Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Türk Borçlar Kanununun 74.maddesinde; Hakimin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı bulunmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da,hukuk hakimini bağlamadığı düzenlenmesi bulunmaktadır.
Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen beraat kararı,kusur ve derecesi,zarar tutarı, illiyet gibi esaslarının hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır
Maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Dava konusu uyuşmazlıkta; davalı … tefecilik ve açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından yargılanmış,… Asliye Ceza mahkemesinin 06/05/2010 tarih ve 2010 /110 E., 2010/ 349 K. sayılı ilamı ile tefecilik suçundan 2 yıl 1 ay hapis ve 5.000,00 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan Beraat etmiş, söz konusu karar Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 09/04/2014 tarih 2013/ 248 E.,2014/ 4024 K. sayılı ilamı ile onanmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 18 Mart 1959 gün ve 1958/ 18 E.,1959/ 21 K. sayılı kararında belirtilen şartlar dairesinde istirdadı istenilen senedin tefecilik sebebiyle düzenlenip karşı tarafa verildiği mahkumiyet kararı ile sabit olmuştur.
Kesinleşen … Asliye Ceza Mahkemesinin 2010 /110 esas sayılı dosyasının 01/04/ 2014 tarihli duruşmasında,Tanık … Yüksel Bolluk dinlenilmiş “Sanık ve şikayetçiyi müşterim olması nedeni ile tanırım,sanık ve şikayetçi arasında bir para alışverişi olduğunu biliyorum,ben fındık ticareti yaptığım için sanık fındıkları bana teslim eder, ihtiyacı olduğu zaman da ben fındığın o günkü fiyatı ile kendisine para öderim,ben sanık …’e yaklaşık 2 yıl evvel 3 ton fındık parasını şikayetçiye verilmek üzere verdim,sanık şikayetçiye bu borcu bildiğim kadarıyla vadeli ve faizli vermişti,borcun ödenmesi gecikince şikayetçinin kendisine fazla faiz yüklenmemesi için Ziraat Bankası’ndan şikayetçi adına 8000 TL kredi aldık ,7300 TL’si sanık …’e ödendi,700 TL de bana borcu vardı o borcu da bana verdi,benim sanığın faiz karşılığı borç para dağıttığına dair bir bilgim yoktur.Ayrıca sanık ve şikayetçi arasında da ne kadar miktar borç olduğunu bilmiyorum.” demiş ,davalı (sanık ) ise o duruşmada Tanık … Yüksel Bolluk dışında diğer tanık beyanlarını kabul etmediğini bildirmiştir
HMK 187/2 maddesinde ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmadığı hükme bağlanmıştır. İkrar görülmekte olan bir davada taraflardan birinin diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir
Davada bir tarafca ileri sürülen bir vakıa iddiasının mahkeme önünde karşı tarafça ikrar edilmesi ile artık o vakıa taraflar arasında çekişmeli olmaktan çıkar ve bunun sonucu olarak ispatı gerekmez,
Mahkeme içi ikrar kesin delil niteliğindedir, önemle vurgulanmalıdır ki bir davada yapılan mahkeme içi ikrar başka bir davada da geçerli olup kesin delil teşkil eder.
Tefecilik suçunu oluşturulan tüketim ödenci( karz) sözleşmesinin TBK 26. ve 27 /1 maddeleri ( BK 19 /2 ve 20 /1 maddeleri ) kapsamında kanuna ve bu arada ahlaka aykırı aykırıdır.
Kambiyo senedi niteliğindeki senedin tefecilik sebebiyle düzenlenip karşı tarafa verildiğini ispat edebilmek için kural olarak yazılı(kesin) delil,açık muvafakatla dinlenilen tanık beyanları veya Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 18 Mart 1959 gün ve 1958/ 18 E,1959/ 21 K sayılı kararında belirtilen şartlar dairesinde tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyet ile sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı bulunmalıdır.
Somut olayda ceza mahkumiyet kararı dayanağı olan tüm delilleri ile birlikte kesin delil hükmündedir.Tefecinin verdiği senet ahlaka aykırılıktan hükümsüz hale gelmiştir
Bu hükümsüz akitte senet bedeline fahiş faiz de eklenmiş kabul edilmelidir.
… İcra Müdürlüğünün 2009/507esas sayılı dosyasında alacaklı (davalı)…’in ,borçlu (davacı)… aleyhine 30/10/2008 vade tarihli 16.000,00 TL bedelli kambiyo senedine özgü icra takibinde bulunduğu,alacaklı vekilinin 10/11/2009 tarihinde borçlu …’den 14.000,00 TL tahsil ettiği,takibin haricen kapatıldığı,iş bu davada davacının aynı borcu mükerrer ödemek zorunda kaldığından istirdat talebinde bulunduğu ve Bozma ilamı kapsamıyla tespit edildiği üzere taraflar arasında 2009 yılında 3 ton fındık karşılığında para alışverişi yapıldığı ihtilafsızdır.
Bu durumda ceza davasında mahkumiyet kararının kesin delil teşkil ettiği, tefeciliğe bağlı olarak taraflar arasında fındık karşılığı para alışverişi olduğu,icraya konu senedin de bu nedenle düzenlendiği ve davalı/sanık ceza mahkemesinde dinlenilen Tanık … Yüksel Bolluk’un beyanına itiraz etmeksizin kabul ettiğine göre mahkeme içi dolaylı ikrar davalıyı bağlayacaktır.Davacının davalıya olan fındık borcunu icra dairesine 14.000,00 TL ödemek suretiyle kapattığı,öncesinde kredi çekilerek 7.300,00 TL fazladan ödediği kabul edilerek Mahkemece sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu beyan değerlendirilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirir
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nin geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nin 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 25/11/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.