YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/257
KARAR NO : 2021/10738
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 02/11/2021 tarihinde davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … … geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; murisleri …’ın 06/07/2013 tarihinde elektrik direğine arızayı gidermek için çıktığı sırada elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiğini, olayın meydana gelmesinde gerekli güvenlik önlemlerini almayan, enerji nakil hatlarının periyodik olarak bakım ve onarım yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı şirketin kusurlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik davacılardan her biri için 1.000’er TL maddi, … için 50.000 TL manevi ve diğer davacıların her biri için 20.000’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmişler; 09/09/2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminat taleplerini 98.119 TL olarak belirlemişlerdir.
Davalı; olayın meydana gelmesinde tarafına kusur atfedilemeyeceğini, sorumluluğuna gidilemeyeceğini, enerji nakil hatlarının yönetmeliğe uygun tesis edildiğini, gerekli ve yeterli önlemlerin alındığını, bilinçli olarak elektrik direğine çıkıp müdahalede bulunan davacılar murisinin tamamen kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; olayın meydana gelmesinde davacıların murisinin tamamen kusurlu olduğu, davalı şirkete kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar, davacıların temyizi üzerine; Dairece verilen 26/11/2018 tarihli ve 2018/7337 E. 2018/12041 K. sayılı kararla;
“Mahkemece, davalı … şirketinin meydana gelen olayda elektrik direğine erişimi engelleyecek önlemleri almayarak ve TBK’nın 69. maddesi gereğince kusursuz sorumlu olduğu gözetilerek meydana gelen zarardan sorumlu olduğu nazara alınmak suretiyle, alanında uzman ayrı bir 3’lü bilirkişi heyetinden davacılar ile davalı … şirketinin kusur oranlarının belirlenmesi yönünden yeniden rapor alınması,söz konusu kusur raporu alındıktan sonra ise davacıların maddi zararının belirlenmesi yönünden alanında uzman hesap bilirkişisinden de hesap raporu alınması suretiyle, sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, eksik
inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacılardan … için 11.028,87 TL maddi, … için 14.666,49 TL maddi, … için 7.997,52 TL maddi, … için 64.426,60 TL maddi ve 12.000 TL manevi, diğer davacıların her biri için 5.000’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İhtiyari dava arkadaşlığı” başlığı altında düzenlenen 57 nci maddesinde; “(1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:
a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.
b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.
c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması,”,
“ İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu” başlığı altında düzenlenen 58 inci maddesinde ise; “İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Öte yandan; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında; “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” hükmü getirilmiştir.
Somut olayda, mahkemece; davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen reddedildiği dikkate alınarak, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrasındaki düzenleme uyarınca, kendisini vekille temsil ettiren davalı şirket yararına, ihtiyari dava arkadaşı olan her bir davacı aleyhine ayrı ayrı maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile tek vekalet ücreti takdir edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (9) nolu bendinde yer alan “…manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı bakımından 4.050 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak…” ifadesinin çıkartılarak yerine “manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden 3.040’ar TL maktu vekalet ücretinin her bir davacıdan ayrı ayrı tahsili ile” ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 3.050’şer TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin yekdiğerinden alınıp yekdiğerine verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.