YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2921
KARAR NO : 2021/10220
KARAR TARİHİ : 18.10.2021
MAHKEMESİ : … 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteminin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı bakanlığa bağlı hastanenin kullandığı sayacın arızalı olduğunun tespit edilmesi üzerine yönetmeliklere uygun olarak eksik tüketim tahakkuku yapıldığını ve düzenlenen 2016/03 dönemli ek faturanın gününde ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; icra takibine yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ayrıca davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; haksız tahakkuk yapıldığını, sayaç laboratuar sonuçlarının kendilerine verilmediğini savunarak davanın reddi ile lehlerine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş; karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; davacı tarafça yapılan hesaplamanın Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğine uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, sayacın arızalı olması sebebiyle yapılan ek tahakkuka ilişkin alacağa yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı tarafından sayaçta arıza olabileceği nedeniyle 25/03/2015 tarihinde davacı şirkete bildirimde bulunduğu, bildirim üzerine 22/04/2015 tarihinde sayacın söküldüğü anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı şirketin tahakkuk işlemine esas olarak laboratuvar sonucunu aldığını bildirmiş ise de, bu sonucu dosyaya sunmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda ise, sadece endeks tüketimleri incelenerek eksik tüketim olduğu kanaatine varıldığı, davacı şirket tarafından arızanın ne zaman başladığı tespit edilmemiş olmasına rağmen, bilirkişi tarafından da bu tarih tespit edilmediği, davacı şirketin varsayıma dayalı olarak belirlediği tarih aralığı için hesaplama yaparak sonuca varıldığı, tahakkuk için 25/02/2015 – 22/04/2015 tarihlerinin hangi sebeple esas aldığı hususunu açıklanmadığı, ayrıca sayaç arızalanmadan önceki dönem tüketim ortalamasını değerlemeye aldığı 21/01/2015 – 25/03/2015 tarihleri açısından, tutanaktan önceki sayacın arızalı olduğu dönem tüketim ortalaması hesaplamak için 25/02/2015 – 22/04/2015 tarihlerini esas aldığı belirlenmiştir. Diğer bir anlatımla, 25/02/2015 – 25/03/2015 arası 1 aylık dönem hem arızalanmadan önceki tüketim ortalamasında hem de sayacın arızalı olduğu dönem tüketim ortalamasında dikkate alınarak çelişki oluşturulmuştur. Davalı tarafça da arızalı dönemin nasıl tespit edildiği ve mükerrer fatura yansıtıldığı hususu açısından rapora itiraz üzerine ek rapor alınmış ise de bu raporun da itirazları karşılar nitelikte olmadığı görülmüştür.
Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince; sayacın eksik tüketim kaydetmeye başladığı tarihin net olarak belirlenmesi ve bu dönemi kapsayacak ve mükerrer ödemeye sebebiyet vermeyecek şekilde hesaplama yapılması için konunun uzmanlarından oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor aldırılması ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş olup, bozmayı gerekmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 373/1 gereğince temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun’un 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.