Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/4475 E. 2021/13519 K. 23.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4475
KARAR NO : 2021/13519
KARAR TARİHİ : 23.12.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı üniversiteye ihaleler ve sözleşme kapsamında fatura karşılığı olarak tıbbi malzeme sattığını, malzeme bedelinin kararlaştırılan tarihte ödenmediğini ileri sürerek; 8.015.388,80 TL asıl alacak, 1.030.322,01 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.045.710,81 TL’nin davalıdan tahsiline ve asıl alacağa dava tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; borçlarını imkan buldukça ödediğinden eldeki davanın açılmasında hukuki yarar olmadığını, dava açılmadan evvel 1.525,801,85 TL ödediklerini, bu miktarın da mahsubundan sonra geriye kalan 6.797,681,85 TL’yi kabul ettiklerini savunarak, davanın reddini dilemiş, yargılama aşamasında ise beyanını düzelterek dava açılmadan evvel yapılan ödemenin 897.035,23 TL olduğunu, geriye kalan tutarın ise dava açıldıktan sonra yapıldığını belirtmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 8.015.388,80 TL’nin mükerrer tahsile sebebiyet vermemek üzere dava tarihinden sonra davalının yaptığı ödemeler varsa bunlar mahsup edildikten sonra davacıya dava tarihi olan 25/03/2013 tarihinden itibaren asıl alacağa (dava tarihinden sonra yapılan ödemeler varsa gözönüne alınarak) ticari faiz işletilerek ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, davadan önceki işlemiş faiz talebinin reddine dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 22/02/2018 tarihli ve 2015/32986 E. 2018/2356 K. sayılı kararıyla;
“…1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, medikal malzeme satışı nedeniyle alacağın tazmini istemine ilişkindir. Dosya kapsamında yapılan incelemeden davalının dava açılmadan evvel 897.035,23 TL ödediği, yapılan ödemede bu ödemenin hangi borca mahsuben yapıldığının belirtilmediği, yapılan bilirkişi incelemesi ile dava aşamasında da ödemeler yapıldığı, dava açılmadan evvel ve açıldıktan sonra yapılan ödemenin toplamının 2.905.189,16 TL olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava açılmadan önce yapılan ödemenin hangi borçtan mahsup edileceğini belirleme yetkisinin alacaklı
davacıda olduğu, alacaklı bu miktarı mahsup etmeden dava açtığından mahkemece mahsup yapılamayacağı ve dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icrada dikkate alınacağına karar verilmiş ise de eldeki dava takibe vaki bir dava olmayıp alacak istemine ilişkin bir eda davasıdır. Dosya kapsamında davadan evvel yapılan ödemenin hangi borca mahsuben yapıldığı anlaşılamaktadır. Davacı da başka alacaklarımızdan mahsup ettik demek suretiyle yapılan ödemenin hangi alacaktan mahsup edildiğini açıklamamıştır. Ayrıca ödeme bir itiraz olup mahkemece her zaman dikkate alınması gerekir. O halde, mahkemece, ilk olarak dava açılmadan evvel yapılan ödemenin hangi borca mahsuben yapıldığına ilişkin kanıtları sunmak için davacıya süre verilmeli, davacının davadan önceki bir borçtan mahsup ettiğini kanıtlaması halinde bu miktarın eldeki dosyadan mahsup edilemeyeceği gözetilerek yalnızca davadan sonra yapılan ödemelerin dikkate alınıp, ödenen miktar kadar kısmın konusuz kaldığı da gözetilerek haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti belirlenerek hüküm kurulması ya da alacağın önceki bir borçtan mahsup edildiğinin davacı yanca kanıtlanamaması veyahut dava tarihinden sonra doğan bir borçtan mahsup edildiğinin davacı yanca belirtilmesi halinde davacının hangi alacaktan ödemeyi mahsup edeceğine ilişkin seçimlik yetkisi olmadığı dikkate alınıp, davadan önce yapılan ödemenin mahsup edilmesi ve davadan sonra ödenen miktar kadar da kısmın konusuz kaldığı da gözetilerek haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti belirlenerek hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde infazda tereddüt yaratacak mahiyette karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma doğrultusunda alınan rapor çerçevesinde davacının, davalının dava tarihinden önceki 897.035,23 TL ödemelerinin davaya konu alacağından mahsup edilip edilmemesi hususunda yeni bir delil sunmadığı, bu ödemeleri davaya konu alacağı dışındaki alacaklarından mahsup ettiğini beyan ettiği, davacının 2010-2012 arası dönemde davacının ödemeler toplamından daha yüksek miktarda alacaklı olduğu, dava tarihinden sonraki davalı ödemeleri tutarının 2.212.490,50 TL olduğu, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu olan 8.015.388,80 TL’nin; 897.035,23 TL dava tarihinden önce ödenmiş olduğu anlaşıldığından bu kısma ilişkin talebin reddine, 2.212.490,50 TL dava açıldıktan sonra ödendiği anlaşıldığından bu kısma ilişkin talep konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, geri kalan 4.905.863,07 TL için davanın kabulüne, dava tarihinden itibaren ödenen 2.212.490,50 TL’lik kısım için de dava tarihinden ödendiği tarihe kadar ticari faiz işletilmesine, davacının 1.030,322,01 TL işlemiş faiz talebi subut bulmadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında dava tarihinde ve sonrasında açık bir cari hesap ilişkisi olduğu uyuşmazlık konusu olmayıp, davacı 18/09/2010 tarihi ile 21/03/2012 tarihleri arasını kapsayan alacakları yönünden bu davayı açmıştır. Davalının dava açılmadan evvel davacıya yaptığı 897.035,23 TL ödeme yönünden; bozma ilamında yapılan ödemenin hangi borca mahsuben yapıldığına ilişkin kanıtları sunmak için davacıya süre verilmesi, davacının davadan önceki bir borçtan mahsup ettiğini kanıtlaması halinde de bu miktarın eldeki dosyadan mahsup edilemeyeceğinin gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı tarafından dosyaya sunulan 09/12/2020 havale tarihli dilekçeye ek “davaya konu edilmeyen önceki cari hesap tablosu” incelendiğinde; 08/07/2010 tarihi ile 15/09/2010 tarihi arasında davalı tarafından yapılan toplam 897.035,23 TL ödeme ile kapanan fatura numaralarının liste halinde gösterildiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; davacı tarafından 09/12/2020 havale tarihli dilekçeye ek sunulan “davaya konu edilmeyen önceki cari hesap tablosu” ve diğer belgelerin de değerlendirilmesi suretiyle hesap yapılması için bilirkişiden denetime elverişli rapor aldırılarak sonucuna göre karar
verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.