Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/576 E. 2021/12205 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/576
KARAR NO : 2021/12205
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı adına 10-13/04/2014 tarihleri arasında …’te … organizasyonunu düzenlediğini, organizasyon düzenleme esnasında gerekli malzeme ve ekipmanların bir kısmını satın aldığını, bir kısmını ise kiraladığını, organizasyonu başarı ile yerine getirmesine rağmen davalının kararlaştırılan bedeli ödemediğini, faturanın tebliğine rağmen ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlattığını, başlattığı takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, takibe karşı davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 192.500,86 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili şeklinde devamına, takibe ve davaya konu alacağın sözleşmeye ve faturaya dayalı likit alacak olması nedeniyle %20 nispetinde hesaplanan 38.500,17 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair verilen karar, davalının temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 13.Hukuk Dairesinin 26/06/2019 tarihli ve 2016/15073 Esas 2019/7768 Karar sayılı kararıyla; hizmete ve kullanılan malzemelere yönelik yazılı bir sözleşme bulunmadığından, fatura konusu malların teslim edilip edilmediğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile takibe karşı davalının yapmış olduğu itirazın 57.500 TL yönünden iptali ile takibin 57.500 TL alacak yönünden takip tarihi itibariyle işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili şeklinde devamına, fazlaya dair 135.000,86 TL yönünden istemin reddine, takibe konu alacağın yargılamayı gerektirir nitelikte olması nedeniyle yerinde görülmeyen icra inkar tazminatı isteminin reddine, davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin şartlarının oluşmadığı göz önüne alınarak reddedilen tutar yönünden kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından icra inkar tazminatı ve faizin türü yönlerinden temyiz edilmiştir.
1)Davacı tacir olup, 6102 sayılı TTK m. 19/2 uyarınca taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri içinde ticari iş sayılır. 6102 Sayılı TTK m.8/1 ve 3095 sayılı K.2/2. maddelerine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı TCMB’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranıdır. Uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması nedeniyle davacı, 3095 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temerrüt halinde avans faizi isteminde bulunabilir. Bu durumda mahkemece, kabul edilen alacağa avans faizi yürütülecek şekilde karar verilmesi gerekirken, yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
2) İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Somut olayda; takip konusu alacağın mahkemece kabul edilen bölümü faturadan kaynaklanmakta olup, davalı borçlu tarafından tespit edebilir durumdadır. Bu nedenle alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü ile İİK’nun 67. maddesi gereğince kabul edilen alacak talebi yönünden davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan “yasal faizi” ifadesinin çıkartılarak yerine “avans faizi” ifadesinin yazılmasına; üçüncü bendinde yer alan ” Takibe konu alacağın yargılamayı gerektirir nitelikte olması nedeniyle yerinde görülmeyen icra inkar tazminatı isteminin reddine,” ifadesinin çıkartılarak yerine “Kabul edilen asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,”bendinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.