Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2009/29264 E. 2010/1589 K. 08.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/29264
KARAR NO : 2010/1589
KARAR TARİHİ : 08.02.2010

MAHKEMESİ : … Asliye 1.Ceza Mahkemesi

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanığın bildirdiği adreste ikamet ettiğinin sunulan belgeler ile anlaşılmasına karsın çıkarılan tebligatların isim benzerliği nedeniyle sanığın ikamet ettiği Piyale semti İstiklal mahallesi yerine Piyalepaşa mahallesinde tebliğ edilmeye çalışılarak adreste oturmadığından bahisle tebligat yapılamaması ve Tebligat Kanunu’nun 28. Maddesi uyarınca sanığın adresinin meçhul olduğunun kabul edilmesi yerinde olmadığı gibi, ilanen tebligatın aynı Yasa’nın 29. Maddesine göre, ilgilisinin bilgisine en emin bir şeki1de ulaşılacağı umulan ve varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde yayınlanan bir gazete ile yapılması gerekirken, resmi dairelerle, belli ve çok sınırlı abonelere gönderilen ve bu nedenle ilan konusunun ilgilisinin bilgisine ulaştıracak en emin bir gazete niteliğinde olmayan Resmi Gazete ile yaptırılması usulsüz olduğundan sanığın hükmü öğrenme tarihi olan 27.04.2007 tarihinden itibaren 29.04.2007 tarihinde verilen temyiz dilekçesinin yasal süresinde olduğu sonucuna varılarak itiraz yerinde görüldüğünden ret kararının kaldırılması suretiyle işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın hakaret içeren ve e-posta yoluyla katılana gönderilen mesajı kendisine göndermediğini savunması karşısında, anılan mesajın onun tarafından gönderilip gönderilmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,
2-TCY’nın 125/1 maddesindeki hakaret ve 134/2 maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçları, anılan Yasa’nın 131. ve 139. Maddeleri uyarınca şikayete tabi olduğundan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMY’nın 231. maddesinin 5. ve devamı fıkralarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Kabule göre de,
Sanığın TCY.nın 125/1 madde ve fıkrasına uyan eylemi nedeniyle seçenekli ceza öngörülmesi karşısında, temel cezanın hapis olarak belirlenmesinde takdir hakkının hangi hukuksal gerekçelere dayanılarak kullanıldığının açıklanmaması,
Yasaya aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.