Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/1260 E. 2010/17310 K. 20.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/1260
KARAR NO : 2010/17310
KARAR TARİHİ : 20.10.2010

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basının yoluyla hakaret
HÜKÜM : Beraat

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, “halkı din ve ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etme suçundan” hükümlü müvekkili hakkında adli sicil kaydının silinmesi talebinin reddine dair kararın, katılanların … ve üyesi bulundukları Yargıtay 8. Ceza Dairesince 16.09.2002 tarihinde onanmasından sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuru nedeniyle verdiği ve içeriği Vakit Gazetesinin 1. ve 8. sayfalarında … … Gazetesinin 19.09.2002 tarihli 1. ve 2. sayfalarında yayımlanan 20.09.2002 tarihli dilekçesinde, katılanlara yönelik “siyasi ayrımcılık yaptıkları, hakimlik yetkilerini kişisel ve siyasi tercihleri için keyfi kullandıkları, hukuk dışı yollarla halkın iradesinin önüne geçtikleri, kararın siyasi olduğu, yargı organlarının süreç içerisinde sindirme ve baskı altına alındığı, aynı konumdaki … ve politikacıların genel seçimlere katılmasının üç beş kişinin keyfine, çıkarlarına ve kişisel siyasi tercihlerine bırakıldığı” biçimindeki sözleri ile hakaret suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında, sanığın avukat olması ve belirtilen eylemin “avukatlık görevinin ifası” sırasında işlenmesi nedeniyle iddia ve savunma dokunulmazlığının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmelidir.
Anayasanın 36. maddesi uyarınca iddia ve savunma hakkı ancak meşru araç ve yollarla mümkündür. Yine 765 sayılı TCY.nın 486 ve 5237 sayılı TCY.nın 128. maddelerinde öngörülen düzenlemelere göre de, ceza yargılamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve dolayısıyla iddia ve savunmanın gereken şekilde yapılabilmesi için, dava yazgısı açısından gerekli, iddia veya savunmayla orantılı ve ölçülü olmak koşuluyla, sarfedilen söz ve ibarelerden oluşan eylemler hukuka uygun sayılmaktadır. Bu açıklamalara ve Dairemizce benimsenen yerleşik uygulamalara göre, somut isnat veya olumsuz değerlendirmeler ile iddia veya savunma arasında mantıksal bir bağ olmalıdır. İddia veya savunma ile ilgili olmayan ya da iddia veya savunma açısından zorunlu bulunmadığı halde sarf edilen hakaret ve sövme içerikli yazı veya sözlerde, Anayasanın 36. maddesinde yer … meşruiyetin varlığından ve her iki TCY.nda yer … düzenlemelere göre de, savunma dokunulmazlığından söz edilmesi olanaklı değildir.

Bu açıklamalar karşısında, somut olayda sanığın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuru dilekçesinde geçen ve anılan gazetelerde alıntı yapılmak suretiyle haber yapılarak kamuya aktarılan ve aşamalarda içeriğinin sınık tarafından savunulup ikrar edildiği suça konu sözler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, katılanların keyfi, çıkarlarına ve siyasi tercihlerine göre ve hukuka aykırı karar verdikleri, siyasi ayrımcılık yaptıkları, ilgili yargı mensupları üzerinde baskı uyguladıkları yargı bağımsızlığını tanımadıkları yönündeki isnatların iddianın konusuyla mantıksal bir bağ içermediği davanın yazgısını belirlemede zorunlu olmadığı, meşruiyetten yoksun ve katılanları incitici ve … düşürücü değer yargıları taşıdığı hususları yeterince irdelenip tartışılmadan iddia dokunulmazlığı kapsamında yapılan ağır eleştiri olduğu biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı ve katılanlar … … …, …, … …, … ve … … vekillerinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.