Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/23682 E. 2010/21485 K. 22.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/23682
KARAR NO : 2010/21485
KARAR TARİHİ : 22.12.2010

İmar kirliliğine sebep olmak suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/1, 62/1, 50, 52/2. maddeleri uyarınca 6.000 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, imara aykırılığın giderilmemiş olması göz önünde bulundurularak sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/02/2010 tarihli ve 2009/621 esas, 2010/53 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 19.08.2010 gün ve 2010/51884 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.08.2010 gün ve 2010/204504 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “ Sanığın inşaat ruhsatı almadan kaçak inşaat yapmak şeklinde kabul edilen eyleminden dolayı, mahkemece imara aykırılığın giderilmemiş olması göz önünde bulundurularak sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/5. maddesinde yer alan “Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar plânına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.” şeklindeki düzenlemeye göre, kişinin kararın kesinleşmesinden sonra kaçak inşaatı ruhsata uygun hale getirmesi halinde cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacak olması karşısında, mahkemenin, anılan maddedeki özel etkin pişmanlık hükmünü dikkate alan gerekçeyle iki ayrı kurumun uygulama şartlarını birleştirerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 sayılı C.Y.Y.’nın 231. maddesinin 6. fıkrasında, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.” 5237 sayılı T.C.Y.’nın 184. maddesinin 5. fıkrasında ise “Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.” hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada, sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, mahkemece T.C.Y.’nın 184/5 ve C.Y.Y.’nın 231/6-c maddeleri hükümlerinin dikkate alındığı görülmektedir. C.Y.Y.’nın 231/6-c maddesi hükmü, sanığın mağdur veya kamuya verdiği maddi zararın karşılığı olan paranın ödenmesini gerektiren somut olayların hukuki dayanağını oluşturabilir. Oysa dosyadaki bilgi ve belgelere göre mahkemece saptanmış ve sanık tarafından ödenmesi gereken maddi bir zarar bulunmamaktadır. 5237 sayılı T.C.Y.’nın 184/5 maddesi ise mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere imar planına ve ruhsatına aykırılığın giderilmesi koşuluna bağlı özel bir etkin pişmanlık hükmü olarak düzenlenmiştir. Mahkemenin, sabıkası bulunmayan sanığın imara aykırılığı gidermemesi nedeniyle ve iki ayrı kurumun uygulama koşullarını birleştirerek verdiği C.Y.Y.’nın 231/5 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair kararın, hukuka uygun olmadığı anlaşılmaktadır. T.C.Y.’nın 184/5 maddesinde yer alan etkin pişmanlık ve C.Y.Y.’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulama olanağının, birbirinden bağımsız olarak ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Biri diğerinin ön koşulu sayılamayacağı gibi uygulanmasına engel de oluşturmamaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, yasa yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğ namedeki düşünce yerinde görüldüğünden, imar kirliliğine neden olma suçundan sanık … hakkında, … 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesfrıleşen 12.2.2010 gün ve 2009/621-2010-53 Değ.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4/b fıkrası gereğince, mahkemesince yapılacak yargılama sonucu yeniden hüküm kurulmasına, 22.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.