Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/29068 E. 2013/5091 K. 25.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/29068
KARAR NO : 2013/5091
KARAR TARİHİ : 25.02.2013

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, konut dokunulmazlığını ihlal, yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Anayasanın 141/3, CMK’nın 34 ve 230. maddelerine göre Yargıtay’ın gerekçelerle tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddianamenin, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak kurulacak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi eylemlerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu eylemlerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin yasal bağlamında tartışılması gerekirir.
Somut olayda; sanığa yüklenen ve sabit olduğu kabul edilen tehdit, hakaret ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarının ne şekilde oluştuğu, unsurlarının ne şekilde gerçekleştiği, hakaret suçunda aleniyet unsurunun oluşup oluşmadığı, sanık …’nın, hükmü temyiz etmeyen diğer sanık … ile birlikte mağdurların konut dokunulmazlığını ihlal etiği kabul edildiğine göre 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesi ile cezada artırım yapılıp yapılmayacağı açıklanmadan, CMK’nın 34, 230. maddesine aykırı şekilde hükmün gerekçesiz bırakılması.
2-Tehdit suçundan hükmolunan 7 ay 15 gün hapis cezasından 1/6 oranında indirim yapılırken 6 ay 7 gün yerine 5 ay 17 gün hapis cezası verilmesi,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi CMK’nın 231/6-c bendindeki zarar kavramının belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı gözetilmeden, mağdurun ne şekilde maddi nitelikte bir zararının olduğu da açıklanmadan, sanığın hukuksal durumunun, maddedeki diğer yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine “katılanların zararlarının eski hale getirilmediği” şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık …’nın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp, aleyhe temyiz olmadığından CMUK’nın 326. maddesi gözetilerek sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.