Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2011/21986 E. 2012/22017 K. 30.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21986
KARAR NO : 2012/22017
KARAR TARİHİ : 30.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İmar kirliliğine neden olma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1)TCK’nın 184/4 maddesinin; “Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır” hükmü ile mimar ve fen bilirkişilerinin ruhsatsız binanın belediye mücavir alan sınırları içerisinde kaldığına ilişkin görüşleri karşısında, suça konu kaçak yapının, belediye sınırları veya mücavir alan yada özel imar rejimine tabi yerler içinde kalıp kalmadığının ilgili belediyeden sorularak açıklığa kavuşturulması, mücavir alanda kaldığı takdirde atılı suçun oluşmayacağı da gözetilip, tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2) Kabule göre de,
5271 sayılı CMK’nın 231/6-c bendinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarından biri de mağdur ya da kamuya verilen maddi, ölçülebilir somut zararın sanık tarafından giderilmesidir. 5237 sayılı TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunda, aynı maddenin beşinci fıkrasına göre failin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde açılmış olan kamu davası düşecek olup, hükmolunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacağından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün olmayacaktır. TCK’nın 184. maddesinde tanımlanan suçun işlenmesi ile kamuya doğrudan maddi bir zarar verildiği kanıtlanmadığından, CMK’nın 231. maddesinin uygulama olanağı 6.fıkrada gösterilen objektif ve subjektif şartlar değerlendirilerek belirlenmelidir.
Yargılamaya konu somut olayda, sabıkasız olan sanık hakkında, kişiliği ve yargılama aşamasındaki hal ve tavırları olumlu görülerek TCK’nın 62. ve 50. maddeleri uygulanmasına ve imar kirliliğine neden olma suçu dolayısıyla kişilerin ya da kamunun giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zararı bulunmamasına rağmen mahkemece “ruhsata aykırı olarak yaptığı binayı suçtan önceki hale getirmediği, ruhsata ve imara aykırılığın giderilmediği, bu hali ile CMK’nın 231/6-c maddesindeki yasal şartın gerçekleşmediği” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık …’ün temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.