YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17194
KARAR NO : 2012/24679
KARAR TARİHİ : 13.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1- Sanık … hakkında verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık …’nın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında tehdit suçundan verilen ve kesinleşmiş bulunan hükümle ilgili kanun yararına bozma incelemesine gelince;
Tehdit suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 106/1. maddesi uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 30/04/2009 tarihli ve 2007/488-205 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 26.04.2012 gün ve 2012/7362/25433 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/05/2012 gün ve 2012/100075 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 106/1-ikinci cümle maddesi ile cezalandırılması için iddianame ile kamu davası açıldığı hâlde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma tanınmadan 5237 sayılı Kanun’un 106/1-birinci cümle gereğince fazla cezaya hükmedilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
Suçun niteliğinin değişmesi durumunda 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesinde ek savunma verilmesi ile ilgili düzenleme bulunmaktadır. Buna göre;
CMK’nın 226. maddesinde ” (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafii’ye yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.” hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada; sanık … hakkında Çivril Cumhuriyet Başsavcılığınca 05/11/2007 tarihinde düzenlenen iddianame ile başka suçlarla birlikte tehdit suçundan da TCK’nın 106/1-2. cümle uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı ve Çivril Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda tehdit suçundan eylemine uyan TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve CMK’nın 226. maddesi gereği TCK’nın 106/1-1. cümlesi nedeniyle ek savunma hakkı verilmediği anlaşıldığından, kararın hukuka aykırı olduğunda kuşku yoktur.
İstem yazısındaki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, yasa yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği düşünce yerinde görüldüğünden, tehdit suçundan sanık … hakkında, Çivril Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 30.04.2009 gün ve 2007/488 – 2009/205 sayılı kararın, tehdit suçu yönünden 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Yasa maddesinin 4/b fıkrası gereğince, mahkemesince yapılacak yargılama sonucu yeniden hüküm kurulmasına, 13/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.