Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/28103 E. 2013/8186 K. 21.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28103
KARAR NO : 2013/8186
KARAR TARİHİ : 21.03.2013

Hakaret suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31/10/2011 tarihli ve 2011/23502 soruşturma sayılı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karsı yapılan itirazın reddine ilişkin, (ÇARŞAMBA) Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2012 tarihli ve 2011/1381 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/07/2012 gün ve 200685 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, şüphelinin “Bu kadının psikolojik sorunları var, kendisi ruh hastasıdır, tımarhaneye götürün” şeklinde sözlerle kendisine hakaret ettiği yönündeki müştekinin yaptığı şikâyet üzerine hiçbir araştırma yapılmadığı, olaya tanık olduğu belirtilen polis memurlarının dinlenilmediği, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Şüpheli … hakkında hakaret, tehdit ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından yapılan soruşturma sonucunda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 31/10/2011 tarihli kararı ile delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verildiği, müşteki …’in karara süresinde itirazı üzerine, merci Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2012 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği, kesin olan bu karara karşı müştekinin eksik soruşturma yapıldığına ilişkin müracaatı üzerine, hakaret suçu yönünden Kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik, eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle yapılan itirazın reddine dair merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” 2. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” 173. maddesinin 3. fıkrasında ise “Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder;” hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında (Örn: … – Finlandiya kararı 2007; … – Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İncelenen dosyada, müşteki ile şüpheli arasında araç park meselesi nedeniyle meydana gelen tartışma ile ilgili yapılan soruşturma sırasında, müşteki … kollukta vermiş olduğu 08/10/2011 tarihli ifadesinde, şüpheli …’nın polislerin yanında kendisine “Bu kadının psikolojik sorunları var, kendisi ruh hastasıdır, tımarhaneye götürün” diyerek hakaret ettiğini belirterek şikayetçi olduğu görülmektedir. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca, tanıklarla ilgili herhangi bir araştırma yapılmadan delil yetersizliği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Müşteki 15/11/2011 tarihli itiraz dilekçesinde, hakaret sözlerinin ifade alınması sırasında karakolda bulunan, isimlerini belirttiği polis memurlarınca duyulduğunu, bu kişilerin dinlenilmediğini ileri sürmüştür. İtiraz merciince soruşturmanın eksik yapılmış olduğu gözetilerek, gereğinin takdir edilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Somut olayda, CMK’nın 160. maddesinin Cumhuriyet Savcısına yüklediği maddi gerçeği araştırma sorumluluğunun gereği, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca yerine getirilmemiştir. Ancak bu durumda soruşturmanın hangi merci tarafından yapılması gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. YCGK’nın, 04.12.2007 tarih ve 2007/247-257 sayılı kararında özetle “Cumhuriyet Savcısı tarafından ceza yargılamasının temel hedefi olan maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı hatta buna teşebbüs bile edilmediği çok açık olarak anlaşılmakta, başka bir anlatımla soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet Savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı varken istisnai yetkili olan sulh ceza hakiminin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu CMK’nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırıdır.” denilerek soruşturma eksikliğinin nasıl giderilmesi gerektiği gösterilmiştir. Yapılan açıklamalara göre itiraz merciinin, itirazı kabul edip dosyayı soruşturmayı tamamlaması için Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi gerekmektedir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- (ÇARŞAMBA) Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2012 tarihli ve 2011/1381 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından mahallinde tamamlanmasına, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.