YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/38793
KARAR NO : 2013/30182
KARAR TARİHİ : 28.11.2013
Görevi yaptırmamak için direnme ve yaralama suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, … 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 30/04/2008 tarih ve 2007/399 esas, 2008/271 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 02/10/2012 gün ve 2010/24485 esas, 2012/19255 sayılı kararıyla;
” Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun niteliği, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede; yaralama suçu nedeniyle hüküm kurulurken, tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamış ve başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5275 sayılı Yasa’nın 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin, yalnızca hapis cezalarına ilişkin olduğu ve aynı Yasanın adli para cezalarının infaz yöntemini gösteren 106. maddesinde de mükerrirlerle ilgili bir düzenlemeye yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, görevi yaptırmamak için direnme suçundan adli para cezası hükmolunan sanık hakkında TCK’nın 58/6-7. maddelerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2-Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK. 58/7 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik süresinin de belirlenmesi,
Yasaya aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/12/2012 gün ve 2008/275015 sayılı yazısı ile;
“Hükümde yaralama suçu nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulandığı anlaşılmakla, eleştirilen hususun hükme maddi hata sonucu yazıldığı anlaşılmakla beraber;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin, yalnızca hapis cezalarına ilişkin olduğu ve aynı Yasanın adli para cezalarının infaz yöntemini gösteren 106. maddesinde de mükerrirlerle ilgili bir düzenlemeye yer verilmediğinin anlaşılması karşısında; hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan netice olarak adli para cezası hükmolunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 58/6. maddesinin uygulanamayacağı gibi;
05/07/2012 günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 82, 83 ve 84. maddeleri ile 5237 sayılı TCK.nın 142/1-f maddesinin yürürlükten kaldırıldığı, elektrik hırsızlığı ile ilgili olarak aynı Yasanın 163 ve 168. maddelerine eklenen fıkralarla sanık lehine düzenlemeler yapıldığının anlaşılması karşısında; elektrik hırsızlığına ilişkin olduğu anlaşılan tekerrüre esas gösterilen … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/09/2006 gün, 2009/549 esas, 2006/339 karar sayılı hükümlülüğünün değişen mevzuat karşısında tekerrüre esas teşkil etmeyeceği,
Ancak; sanığın adli sicil kaydında yer alan … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 61-164 sayılı 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasının tekerrüre esas olduğunun anlaşılmakla,
Sonuç ve istem: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yüksek Dairenizin 02/10/2012 gün ve 2010/24485 E, 2012/19255 K. sayılı bozma kararının kaldırılarak,
Öncelikle maddi hataya dayandığı anlaşılan 5237 sayılı TCK.nın 58. maddesinin tatbik edilmesi gerektiğine dair eleştirinin Daireniz kararından çıkarılması,
1412 sayılı CMUK.nın 5320 sayılı Yasa uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak,
Görevi yaptırmamak suçundan tayin edilen adli para cezasına dair hükümden tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılarak,
Sanık hakkındaki kasten yaralama suçuna ilişkin hükümden TCK.nın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Sanığın … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 61-164 sayılı hükmü ile mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK.nın 58.maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nın 326/son maddesi uyarınca sanığın aleyhe değiştirmeme ilkesi gözetilerek 5275 sayılı Yasanın 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın … 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/549 E, 2006/339 K. sayılı ilamına konu olan 825 TL adli para cezasının esas alınarak belirlenmesine” şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmesi,
İtirazın Yüksek Dairenizce yerinde görülmemesi halinde ise, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri, hükümlerin düzeltilerek onanmasının mümkün olması nedeniyle kısmen yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
İncelenen dosya içeriğine göre; Mahkemece tekerrüre esas alınan ilamın, … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/09/2006 tarihli ve 2006/549 esas, 2006/339 sayılı kararı ile elektrik hırsızlığı suçundan, 765 sayılı TCK’nın 491/ilk, 522, 59, 647/4. maddeleri gereği, hapis cezasından çevrilen 825 TL para cezasına ilişkin olduğu, kararın 18/09/2006 tarihinde kesinleştiği ve 01.06.2007 tarihinde infaz edildiği anlaşılmaktadır. 6352 sayılı Kanunun 82. maddesi ile TCK’nın 142/1-f maddesinde düzenlenen elektrik hırsızlığı suçu karşılıksız yararlanma suçuna dönüştürülmüş, TCK’nın 168/5. maddesinde de bu suç için etkin pişmanlık hükümlerine yer verilmiştir. 6352 sayılı Kanunun geçici 2/2. maddesinde elektrik hırsızlığı suçundan sanık veya hüküm giyen kişi ile ilgili olarak“….bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.” şeklinde, 6 aylık süre ile sınırlı olarak cezanın ortadan kaldırılması imkanı tanınmış ise de, … (Kapatılan) 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.11.2013 tarihli yazısına göre, cezanın ortadan kaldırılmadığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelere göre elektrik hırsızlığı suçunun suç olmaktan çıkarılmayıp, TCK’nın 163/3. maddesi kapsamında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını gerektiren karşılıksız yararlanma suçuna dönüştürülmesi ve infaz edilen cezasının ortadan kaldırılmadığı yerel mahkemenin 26.11.2013 tarihli yazısından anlaşıldığından, sanık hakkında yaralama suçundan mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 gün ve 2012/1431 esas, 2013/18 sayılı kararında da belirtildiği üzere, tekerrüre esas alınan ilamın mahkeme kararında gösterilmesinin zorunlu olmadığı, hangi ilamın tekerrüre esas alınması gerektiğinin infaz aşamasında değerlendirilebileceği, itiraz yazısında belirtilen ve daha ağır ceza içeren … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 61-164 sayılı ilamı ile ilgili olarak, 4616 sayılı Kanun kapsamında 2001 yılında şartla tahliye kararı verilmiş olması ve bu ilamın dosya içerisinde bulunmaması nedeniyle tekerrür yönünden denetlenemediği, ayrıca aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle infaz süresine eklenecek miktar yönünden sonuca etkili olmadığı belirlenmiştir.
Tekerrüre esas alınan bu ilamla ilgili uyarlama yargılaması yapılmadığı yerel mahkemenin 26.11.2013 tarihli yazısından anlaşılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 gün ve 2012/13-1444, 2013/305 sayılı kararında da belirtildiği gibi, eylemin suç olmaktan çıkarılmamış olması nedeniyle, bu hususun hüküm kesinleştikten sonra infaz aşamasında değerlendirilebileceği anlaşıldığından,
Dairemizce verilen 02/10/2012 gün ve 2010/24485 esas, 2012/19255 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
… 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 30/04/2008 tarih ve 2007/399 esas, 2008/271 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
1- Direnme suçu yönünden, 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden, seçenek yaptırım olarak adli para cezasına hükmolunmasına karşın, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
2-Yaralama suçu yönünden, 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 108/4-5-6. maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevinin, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek, koşullu salıverilmeyle ilgili kararı verecek mahkemeye ait olduğunun gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık …’ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, “direnme suçunda mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına ilişkin bölümün, yaralama suçunda ise, 1 yıl denetim süresinin karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükümler, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.