YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10989
KARAR NO : 2015/26543
KARAR TARİHİ : 09.04.2015
Tebliğname No : 4 – 2011/112895
MAHKEMESİ : İstanbul(Kapatılan) 21. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/10/2010
NUMARASI : 2009/1202 (E) ve 2010/1438 (K)
SUÇLAR : Tehdit, yaralama
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın, tartıştığı mağdura elindeki bıçağı göstererek “seni öldüreceğim” dediği ve bıçağı sallayarak mağdurun elinden yaraladığının iddia edilmesi karşısında, eylemin TCK’nın 106/2-a. maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin kanıtları değerlendirme ve suçu nitelemenin asliye ceza mahkemesinin görevinde olduğu ve bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla hüküm kurulması,
2-Mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak düzenlenen CMK’nın 193/2. maddesinin, sanığa yüklenen eylemin dosyada mevcut deliller kapsamında yapılacak incelemede ve ilk bakışta suç oluşturmayacağının açıkça anlaşılması durumunda uygulanabilmesi ve somut olay bakımından ise bu durumun söz konusu olmaması karşısında, sanığın savunmasının yöntemince saptanması gerektiği gözetilmeden, mevcut kanıtlara göre yapılan değerlendirme sonucu tehdit suçundan beraat kararı verilmesi,
3-Kabule göre de;
Soruşturma aşamasında dinlenen O., K. ve M.’in tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulmadan eksik kovuşturmayla karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın CMK’nın 7. maddesi hükmü de gözetilerek sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın 1412 sayılı CMUK’nın 323.maddesi uyarınca görevli o yer Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
5320 sayılı Kanuna 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunla eklenen geçici 6. maddesi ile sulh ceza mahkemeleri kaldırılmış, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yirmi gün içinde sulh ceza hâkimliklerinin kurulacağı ve sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyalarının bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredileceği hükme bağlanmıştır.
Yine geçici 6. maddenin 6. fıkrasıyla bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerince verilen kararlardan Yargıtay incelemesinde olanlar hakkında sadece görev nedeniyle bozma kararı verilememesi bir emredici kural olarak öngörülmüştür.
5235 sayılı Kanunun 10. maddesinde düzenlenen sulh ceza mahkemelerine ilişkin görev düzenlemesi de, yine 6545 sayılı Kanunla kaldırılmış ve madde başlığı Sulh Ceza Hakimliği olarak değiştirilmiştir.
Geçici 6. maddenin 6. fıkrası uyarınca, sulh ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin, Yargıtay incelemesinde olanları hakkında sadece görev nedeniyle bozma kararı verilebileceği kabul edilirse, bu görevsizlik kararını verebilecek sulh ceza mahkemesi artık bulunmamaktadır. Söz konusu bozma kararı, sulh ceza mahkemelerindeki dosyaların asliye cezalara kanun gereği devredilmesi nedeniyle asliye ceza mahkemesi önüne gideceğinden bu mahkemenin bir görevsizlik kararı vermesi söz konusu olamayacaktır.
Görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, asliye cezanın bakması gereken bir davaya sulh ceza mahkemesinin bakmasının mümkün olamayacağı söylenebilir ise de, geçici 6. maddenin Yargıtay incelemesindeki dosyalarda sadece görev nedeniyle bozma kararı verilemeyeceği hükmü bağlayıcı niteliktedir ve Kanun koyucunun kamu düzenine ilişkin yeni bir düzenlemeyi öngördüğü ve benimsediği kabul edilmelidir.
Bu durumda, ortada sulh ceza mahkemesi gibi bir mahkeme bulunmadığından görevsizlik kararı verilmesi için bozma yapılamayacağı gibi, CMK’nın 7. maddesi hükmüne göre yenilenebilir olanlar dışındaki işlemlerin geçersiz olacağından bahisle ya da buna işaret edilerek bozma kararı da verilemez. Aksi kabul, sulh ceza mahkemelerinden verilen bütün hükümleri geçersiz kılacak ve bu tür hükümlerde yeniden yargılamanın yolunu açacaktır.
Açıkladığımız nedenlerle sayın çoğunluğun, 2 numaları bozma kararına katılamıyor, 5320 sayılı Kanuna 6545 sayılı Kanunla eklenen geçici 6/6. madde uyarınca sulh ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin görev nedeniyle bozmaya, kabule göre kaydıyla konu edilebileceğini düşünüyorum.