YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12089
KARAR NO : 2014/24129
KARAR TARİHİ : 08.07.2014
Tehdit suçundan sanıklar … ve …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-c, 43/2 ve 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair, Beydağ Asliye Ceza Mahkemesinin 28/05/2008 tarih ve 2007/64 esas, 2008/50 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2013 gün ve 59344 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, Beydağ Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/08/2007 tarihli iddianamede, sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1. maddesinde düzenlenen ölümle tehdit, sanık … hakkında ise, aynı Kanunun 106/2-a maddesinde düzenlenen silâhla tehdit suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmaları için kamu davası açılmasına rağmen, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde yer alan, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, haklarında açılmış dava bulunmayan ve iddianamede anlatılış tarzına göre unsurları gösterilmeyen, aynı Kanun’un 106/2-c maddesinde düzenlenen birden fazla kişiyle birlikte tehdit suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanıklar … ve … hakkında yapılan yargılama sonucunda, Beydağ Asliye Ceza Mahkemesinin 28/05/2008 tarihli kararıyla, ayrı ayrı 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiği, yoklukta verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında, sanıklar hakkında iddianamede anlatılmayan birden fazla kişiyle tehdit suçundan ceza verildiği gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanıklar hakkında birden fazla kişiyle tehdit suçundan açılmış bir dava olmamasına karşın, mahkumiyetlerine karar verilmesi şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılığa ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 sayılı kararında belirtildiği üzere; Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK’nın 225. maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır.
İnceleme konusu somut olayda; Beydağ Cumhuriyet Başsavcılığının 03.08.2007 tarihli iddianamesiyle, sanık … hakkında ölümle tehdit, sanık … hakkında ise silahla tehdit suçundan dava açılmasına karşın, 28.05.2008 tarihli hükümde, iddianamede birlikte tehdit iradesi çerçevesinde unsurları anlatılmayan, TCK’nın 106/2-c maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi, ayrıca sanık …’ın iddianamede anlatılan tek tehdit eylemi ikiye bölünerek, silahla tehdit suçundan beraatine, birlikte tehdit suçundan ise mahkumiyetine karar verilerek hükmün karıştırılması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Tehdit suçundan sanıklar … ve … hakkında, Beydağ Asliye Ceza Mahkemesinin 28/05/2008 tarih ve 2007/64 esas, 2008/50 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Savunma hakkının kısıtlanmasıyla ilgili bozma nedenine göre anılan Kanun maddesinin 4/b fıkrası gereğince, Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmasına, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.