YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15221
KARAR NO : 2014/23830
KARAR TARİHİ : 03.07.2014
Hakaret suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.800.00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, …. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/07/2009 tarih ve 2007/288 esas, 2009/920 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.04.2013 gün ve 109745 sayılı tebliğnamesiyle, dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre; sanığın hazır bulunduğu 09/01/2009 tarihli oturumda duruşmanın 26/01/2009 tarihine bırakılmasına rağmen ertelenen günde duruşmanın yapılamadığı gibi, sanığa yeni duruşma günü de tebliğ edilmeden yokluğunda 20/07/2009 tarihinde duruşma yapılarak savunma hakkının kısıtlanması suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret ve mala zarar verme suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, …. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/07/2009 tarihli kararıyla, her iki suçtan adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 29.05.2012 tarihli kararıyla hakaret suçu yönünden hükmolunan cezanın miktarına göre temyiz isteminin reddine, mala zarar verme suçu yönünden ise duruşma gününün sanığa bildirilmeyerek yokluğunda karar verilip savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle bozulduğu, kesinleşen hakaret suçunun infaza gönderilmesi üzerine, savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Süresinde yapılamayan duruşmayla ilgili yeni duruşma günü sanığa tebliğ edilmeden, yokluğunda kurulan mahkumiyet hükmünün, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurup doğurmayacağına ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 191. maddesinde duruşmaya başlanmasına ilişkin kurallar ile sanığın sorgusunun nasıl icra edileceğine ilişkin hükümlere yer verilmiş, anılan Kanunun 193/1. maddesinde ise, kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı belirtilmiştir. Kanunun ayrık tuttuğu hallere ise 5271 sayılı Kanun’un 193/2 ve 195. maddelerinde yer verilmiştir. Bu hükümler yüz yüze yargılama ilkesinin istisnasını oluşturmakta ise de, somut olayda uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
Savunma hakkı Anayasamızın 36. maddesinde güvence altına alınarak, herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.10.2010 gün ve 11/133-184 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ceza yargılamasında savunma, yargılamanın sonucunda verilen ve iddia ile savunmanın değerlendirilmesinden ibaret olan, hükmün doğru olmasını sağlar. Bu yönüyle, geniş bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gereken savunma hakkı, susma, soru sorma, kendi aleyhine işlemlere katılmama, tercümandan yararlanma, kanıtların toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma, müdafiden yararlanma… gibi hakları içerir.
İncelenen somut olayda; sanığın savunmasının alındığı 09.01.2009 tarihli celsede duruşmanın 26.01.2009 tarihine talik edildiği, akabinde duruşma gününün UYAP ve deftere işlenmemesi nedeniyle duruşmanın belirtilen günde yapılamadığı, bu durumun 20.07.2009 tarihinde farkedilerek duruşma açıldığı, ancak yeni duruşma günü sanığa bildirilmeden aynı gün mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, belirlenen yeni duruşma günü sanığa tebliğ edilmeden yokluğunda duruşma yapılıp mahkumiyetine karar verilmesi, savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edildiğinden, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret suçundan sanık … hakkında, … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/07/2009 tarih ve 2007/288 esas, 2009/920 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309/4-b maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA,
2- Bozma doğrultusunda yeniden yargılama yapılmak üzere gereğinin mahkemesince yerine getirilmesine, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.