Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/20232 E. 2015/35356 K. 12.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20232
KARAR NO : 2015/35356
KARAR TARİHİ : 12.10.2015

Tebliğname No : 4 – 2011/257471
MAHKEMESİ : Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21/12/2010
NUMARASI : 2010/8 (E) ve 2010/185 (K)
SUÇLAR : Tehdit, yaralamaya teşebbüs

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Sanık A.. K.. hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yalnızca itiraz yolu açık ve dolayısıyla yapılan başvurunun mahallinde bu doğrultuda değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu,
Anlaşıldığından, katılan Ü.. K.. ve vekilinin tebliğnameye uygun olarak, temyiz davası isteği hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2-Sanık Ü.. K.. hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
a)Haksız hareketin ilk olarak hangi taraftan geldiği, karşılıklı haksız hareketler arasında taraflar açısından dengenin bozulup bozulmadığı tartışılmadan ve haksız hareketin ne olduğu da hükmün gerekçesinde gösterilmeden, TCK’nın 29. maddesi ile indirim yapılmış ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
b)Sanık hakkında hak yoksunluklarına hükmedilirken kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden, yanılgılı hüküm kurulmuş ise de, mahkumiyetin kanuni sonucu olarak infaz evresinde re’sen ve doğru olarak, TCK’nın 53. maddesinin 1 ilâ 3. fıkralarında öngörüldüğü biçimde uygulanması mümkün görüldüğünden bu hususun bozmayı gerektirmediği,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Haksız tahrik nedeniyle indirim yapılırken, CMK’nın 232/6 maddesine aykırı olarak uygulanan kanun maddesinin yazılmaması,
Sanığın, 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince ertelenmiş cezasının, aynen infazının gerekli olup olmadığının, erteli cezayı veren mahkeme tarafından ilgili dosya üzerinden değerlendirilmesi için ihbarda bulunulması ile yetinilmesi gerekirken aynen infazına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık Ü.. K.. ve müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak,
Hüküm fıkrasının haksız tahrik indirimi uygulanan 3/a numaralı bendine “anlaşıldığından” kelimesinden sonra gelmek üzere “TCK’nın 29. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi,
Hüküm fıkrasının, erteli cezanın aynen infazına ilişkin 6 numaralı bendindeki “aynen infazına” ibaresi çıkartılarak “765 sayılı TCK’nın 95. maddesi gereğince infazının değerlendirilmesi için mahkemesine ihbarda bulunulmasına” ibaresinin eklenmesi,
Biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 12/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.