Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/20746 E. 2015/35813 K. 15.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20746
KARAR NO : 2015/35813
KARAR TARİHİ : 15.10.2015

Tebliğname No : 4 – 2011/252500
MAHKEMESİ : Aliağa(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/03/2011
NUMARASI : 2010/752 (E) ve 2011/347 (K)
SUÇ : Tehdit

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Kısa süreli hapis cezasının, TCK’nın 50/1-d maddesinde yer alan, “belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma” seçenek yaptırımına çevrilebilmesi için, hükmedilen seçenek yaptırımın, işlenen suçla bağlantılı olması, ayrıca suç işlemeye yönelten sosyal, psikolojik veya çevresel etkenlerle sanık arasındaki bağı ortadan kaldırarak, sanığın yeniden suç işlemesini önlemeye yönelik olması gerektiği gözetilmeden, tehdit suçundan verilen hapis cezasının, gerçekleştirilen eylemle herhangi bir bağlantısı bulunmayan ve sanığın bar işletmecisi olması nedeniyle mesleğini yapmasını engelleyecek şekilde “her türlü alkollü içki satan ve servis yapan işletmelere gitmekten yasaklanması” tedbirine çevrilmesi,
2-Kabule göre de;
TCK’nın 50/1-f maddesine göre hapis cezası yerine hükmedilecek seçenek tedbirinin süresinin, hapis süresinden fazla alamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık S.. Y..’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2015 tarihinde bozma nedenleri yönünden oybirliği ile ancak üye N.. .M..’ın seçenek yaptırıma rağmen sanık hakkında tekerrür hükmünün uygulanması karşısında, hükmün ayrıca bu nedenle de bozulması gerektiği yolundaki karşıoyu ve bu uygulamanın isabetli bulunduğu hususunda oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY:

Sanık hakkında sair tehdit suçundan verilen hapis cezası, sosyo-ekonomik durumu dikkate alınarak TCK nın 50/1-d maddesi gereğince takdiren 4 ay süre ile her türlü alkollü içki satan ve servisi yapan işletmelere gitmekten yasaklanma tedbirine çevrilmiş, ayrıca, tekerrüre esas Aliağa Asliye Ceza mahkemesinin 2008/89 esas – 2009/266 karar sayılı kesinleşmiş kararı dikkate alınarak TCK nun 58. maddesi uyarınca cezanın mükerrere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedilmiştir.
TCK’nın 106/2. maddesinde öngörülen tehdit suçunun adli para veya hapis olarak seçimlik ceza öngörmesi ve aynı Kanunun 58/3. Maddesinde düzenlenen “Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.” Hükmü gereğince seçimlik ceza öngören suçlarda mükerrir kişiler hakkında ancak hapse hükmedilebileceği ve bunun bir zorunluluk olduğu gözetildiğinde, mahkemenin verdiği hapis cezasını tedbire çevirmesi hukuka uygun değildir.
58/1. maddedeki “Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.” hükmüne göre, önceden mahkumiyeti bulunan kişiler hakkında, 58. maddenin 2. fıkrasında düzenlenen koşullara da uyulmak suretiyle tekerrür hükümlerinin uygulanması bir zorunluluktur. Mahkemelerin bu konuda takdir hakkı bulunmamaktadır. Zira 58/1. maddedeki hükmün sonundaki “uygulanır” ifadesine bakıldığında bu durumun kural olarak benimsendiği görülmektedir.
5275 sayılı 108/1. maddesi hükmünde “Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,
b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,
c) Süreli hapis cezasının dörtte üçünün,
İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. “ ifadelerine yer verilmiştir.
Bu durumda 58/1-3. ve 108/1-2-3. madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde mahkemelerin mükerrir olan kişiler hakkında hapis cezasını adli para cezasına ve aynı zamanda tedbir kararına da çevirmeleri mümkün görülmemektedir. Nitekim 58/3. madde hükmü de bu düşüncemizi doğrulamakta, seçimlik ceza öngören suçlarda tekerrür hükümlerinin 108. madde kapsamında uygulanabilmesi için hapis cezasının hükmedilmesini bir zorunluluk olarak düzenlemekte, hakime bir seçme hakkı vermemektedir. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için adli para cezasının seçilmesini dahi uygun görmeyen ve seçimlik cezalardan hapsin seçilmesini bir zorunluluk olarak düzenleyen kanun koyucunun, seçilen hapsin tedbire çevrilmesine engel bir düzenleme yapmadığından bahisle zorunlu olarak verilen hapis cezalarında tedbire hükmedilebileceği sonucunu çıkarmak, Türk Ceza Kanununun 58. maddesiyle birlikte uygulanması gereken CGTİK’nın 108. maddesinin yorumunu ve uygulama biçimini kanun aykırı olarak değiştirmekten başka anlama gelmeyecektir.
Zira kısa süreli hapsin, örneğin TCK’nın 50. maddesinde düzenlenen “mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesi, en az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam edimesi, mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanması, sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne
aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanması, mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılması,” tedbirlerinden birine çevrilmesi durumunda 108. maddedeki, ancak hapis cezalarında uygulanabilen “koşullu salıverme” hükümlerinin nasıl tatbikinin sağlanacağını açıklamak mümkün değildir.
Uygulama konusu uyuşmazlıkta, mahkemenin seçimlik ceza öngören sair tehdit suçunda hapis cezası verip devamında bu cezayı tedbire çevirdikten sonra sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar vermesi ceza kanunundaki tekerrür kurumuna bütünüyle aykırılık oluşturmaktadır. Kabule göre, tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren hallerde hapsin tedbire çevrilmesini anlamak mümkün olmadığı gibi, mükerrir sanık hakkındaki cezanın tedbire çevrilmesinden sonra tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini anlamak da mümkün değildir.
Tedbire çevirme söz konusu olmuşsa, sanık aleyhine bir temyiz istemi bulunmadığından artık hapsin tedbire çevrilemeyeceği gerekçesiyle bozma yapma imkanı bulunmamakta ise de, bu durum, mahkemenin kabulüne göre bir bozmaya konu olabilecek, tedbirin tekerrür hükümlerine göre infazının yapılması ceza hukuk sistemine göre mümkün olmadığından, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kararın bozulması düşüncesinin Dairemizin bozma kararına eklenmesi gerekecektir.
Açıkladığımız nedenlerle sanık hakkındaki hapsin tedbire çevrilmesi sonrasında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ilişkin kararın (aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle) kabule göre kaydıyla bozulması hususunun bozma kararına eklenmesi gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun tedbir kararlarında tekerrür hükümlerinin uygulanabileceği kanaatiyle verdiği bozma kararını bu yönden eksik buluyor, bu yönüne katılamıyorum.