Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/31556 E. 2015/40100 K. 16.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/31556
KARAR NO : 2015/40100
KARAR TARİHİ : 16.12.2015

Tebliğname No : 4 – 2011/406809
MAHKEMESİ : Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 20/09/2011
NUMARASI : 2011/58 (E) ve 2011/560 (K)
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, dolandırıcılık

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Anayasanın 40/2, CMK’nın 232/6 ve 34/2 ile 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddeleri gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, sanığın yüzüne karşı verilen hükümde, temyiz süresinin başlangıcının tefhim ve/veya tebliğden itibaren şeklinde yanıltıcı gösterilmesi ve Anayasa Mahkemesinin 20.10.2011 tarih 54/142 sayılı kararı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun ceza mahkemelerinden verilen kararlardan temyiz harcı alınacağına dair düzenlemenin iptal edilmiş olması karşısında, temyiz harcı yatırılmadığından dolayı Yerel Mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itiraz yerinde görüldüğünden, ret kararının kaldırılması suretiyle dosya görüşüldü:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak, sanığın aşamalarda değişiklik göstermeyen “…yakınanları tanırım, komşum olurlar, Şaban’ın yaptığı binaya su abonesi olamadığını biliyordum, bu konu da kendisi ile konuşmuştuk, benim de BUSKİ’de tanıdığım vardı, yasal yollardan yaptırırım diye düşündüm, yakınana anlattım, 210 TL para aldım, ancak tanıdığım ile görüştüğümde 2006 yılından sonra yapılan binalara kaçak olduğu takdirde abonelik verilemeyeceğini söyledi, ben de durumu anlattım ancak yakınanın parasını geriye ödemedim, kendisine parayı ödeyeceğim günü bildirdim…” şeklindeki savunması ve soruşturma aşamasında alınan savunmasında mağdur Ş.. A..’ın parayı daha sonra ödeyeceği şeklindeki teklifini kabul ettiğini belirtmesi karşısında, sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığından atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Mağdur A.. A..’ın sanığın da hazır bulunduğu 17/05/2011 tarihli celsede şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle bu mağdura yönelik hakaret suçundan TCK’nın 73/4, 131/1 ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Hakaret ve tehdit eylemelerine ilişkin olarak, mağdur A.. K..’ın 22/03/2011 tarihli beyanında, sanığın müdahalesi sırasında karşıdaki marketin sahibinin gelerek sanığa engel olduğunu beyan etmesi karşısında, olayın tek tarafsız tanığı olma ihtimali bulunan ve olay sırasında sanığa müdahale eden market sahibinin kimliği tespit edilerek tanık olarak dinlendikten sonra sanığın hukuki
durumunun değerlendirilmesi yerine eksik araştırmayla, tanık olarak dinlenen ve mağdurların iddialarını doğrulamayan sanığın annesi ve eşinin beyanlarına hangi gerekçeler ile itibar edilmediği tartışılmadan salt mağdurların beyanlarına istinaden hakaret ve tehdit suçlarından mahkumiyet kararı verilmesi,
4-Kabule göre;
a)Aşamalarda değişiklik göstermeyen mağdur anlatımlarına göre hakaret eyleminin aleni bir yer olan sokakta da devam etmesine rağmen, TCK’nın 125/4. maddesinin uygulanmaması,
b)Sanığın mağdurlardan H.. Ş..’i peşinden koşup yakaladığında bir süre önce eline aldığı tabancayı öldüreceğini söyleyerek Hanife’nin başına dayadığı, biraz sonra da mağdur A.. A..’ın dışarıya çıkması üzerine bu kez eli ile iki yakasından tutup başına silah sıkarak orada öldürebileceğini söylediğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın tehdit eylemini birden fazla mağdura yönelik olarak bir suç işleme kararı kapsamında ve tek bir eylemle gerçekleştirdiği kabul edilebilecek şekilde arka arkaya olarak işlemesi karşısında, TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık M.. Y..’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.