YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/39919
KARAR NO : 2014/32304
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
Tebliğname No : 4 – 2012/146498
MAHKEMESİ : Ankara(Kapatılan) Batı 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 15/03/2012
NUMARASI : 2012/83 (E) ve 2012/287 (K)
SUÇ : Hakaret
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı üzerindeki hakları olup, bu suçun oluşabilmesi için fiilin, gerçek bir kişinin belirtilen kişilik haklarını rencide edecek şekilde işlenmesi gerekmektedir. Hakaret suçu, Anayasanın 24 ila 30. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen ifade hürriyetinin sınırlarını oluşturmaktadır. Suçu oluşturan eylem bakımından failin ifade hürriyeti, mağdur yönünden ise onur, şeref ve saygınlığı ile din, vicdan ve kanaat hürriyetine ilişkin temel kişilik hakları çatışmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, sözü edilen karşılıklı hakların dengelenmesini gerektirmektedir. Ancak, ileri sürülen bir düşünceyle bağlantısı bulunmayan, esasında düşünce açıklaması vasfında da görülemeyen sövme niteliğindeki fiillerin ifade özgürlüğünden yararlanamayacağı açıktır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), içtihatlarında Sözleşme bağlamında ulusalüstü insan hakları hukukunu yorumlarken, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmalarının zorunlu olduğunu (AİHM Busuioç-Moldova kararı, 2004, prg. 64), bununla birlikte görevlerini yerine getirirken icra ettikleri eylem ve sözlerine yönelik eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiğini (bkz; AİHM Steur-Hollanda kararı, 2003, prg. 39) belirtmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ayrıca, fiil isnadına dayanmayan ve ispat gerektirmeyen değer yargılarından ibaret sözlerin sarsıcı olsa bile eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğini kabul etmektedir (bkz; AİHM Hriko- Slovakya kararı, 2004, prg. 40, 45; Jeruselam-Avusturya kararı, 2001, prg. 44; Sokolovvski-Polonya kararı, 2005, prg. 47; Paturel-Fransa kararı, 2005, prg. 37; Harris/Boyle/Bates/Buckley, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Hukuku, Ankara 2013, sy.518-520). Belirtilen açıklamalar ışığında yargılama konusu somut olayda,
Cezaevinde bulunan bir grup hükümlü/tutuklunun, sağlık sorunları nedeniyle muayenelerinin yapılması amacıyla saat 09.00 da cezaevinden sevk edilmeleri gerekirken sevk işleminin 12.15 de gerçekleşmesi, bir kısım hükümlü/tutuklunun 08.30 dan 12.15’e kadar mahkum kabul biriminde bekletilmeleri nedeniyle tedavi olacakları polikliniğe gitmekten vazgeçmesi, aralarında sanığın da bulunduğu tedaviye götürülen hükümlü/tutukluların ise, cezaevi kampüsü içindeki polikliniğe 12.40 civarında getirilip nezarethaneye alındığı, sanığın “sabahtan beri aç ve susuz bekletiliyoruz,
kelepçeleri bari açın” şeklindeki tepkisi üzerine aralarında çıkan tartışmada, rütbeli jandarmanın sinkaflı küfürle karşılık verdiği, tutanağına göre sanığın “Tayyip size az bile yapıyor, sizin şahsınıza ve elbisenize saygım yok, siz insan mısınız” dediği, hükümlü/tutukluların, jandarma görevlileri ile aralarında yaşanan tartışma nedeniyle tedavi olmaktan vazgeçerek cezaevine döndükleri anlaşılmakla; sanığın maruz kaldığı haksız davranış ve sözlere tepki gösterdiği, sözlerinin, mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, nezaket sınırlarını aşan kaba sözler niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık S.. Ç.. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.