Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/19155 E. 2015/24510 K. 12.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/19155
KARAR NO : 2015/24510
KARAR TARİHİ : 12.03.2015

Tebliğname No : KYB – 2014/121102

Tehdit suçundan sanık İ.. S..’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2.cümle, 62 ve 52. maddeleri gereğince ayrı ayrı üç kez 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Ordu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/03/2011 tarihli ve 2008/125 esas, 2011/152 karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle, hükmün açıklanarak sanığın aynı Kanunun 106/1-2.cümle, 62 ve 52. maddeleri gereğince ayrı ayrı üç kez 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Ordu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/09/2013 tarihli ve 2012/787 esas, 2013/856 karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2014 gün ve 121102 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Dosya kapsamına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra, deneme süresi içerisinde sanığın kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçunu işlediğinden bahisle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, sanığın deneme süresi içerisinde işlemiş olduğu uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, Fatsa Sulh Ceza Mahkemesinin 09/07/2012 tarihli ve 2012/92 esas, 2012/439 sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, bir başka olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27/02/2007 tarihli ve 2007/834 esas, 2007/806 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin 2 ve 5. fıkraları gereğince hüküm verilmesinin geri bırakılmasına hükmedilmesi ve kişinin tedavi ve denetimli serbestlik sürecini iyi halli geçirmesi durumunda, hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesi zorunluluğu dolayısıyla ortada bir ceza mahkûmiyeti bulunmadığı, anılan maddenin 2. fıkrası son cümlesine göre de, tedavi ve denetimli serbestlik kararının durma kararı niteliğinde olduğu nazara alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın açıklanmasının dayanağının henüz bulunmadığı, ancak sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığı takdirde, anılan maddenin 5. fıkrası uyarınca davaya devam edilerek hüküm verileceği cihetle, bu aşamada hükmün açıklanması şartlarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit suçundan sanık İ.. S.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Ordu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.03.2011 tarihli kararıyla adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın 09.05.2011 tarihinde kesinleştiği, daha sonra sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği gerekçesiyle ihbarda bulunulması üzerine, aynı mahkemenin 24.09.2013 tarihli kararıyla hükmün açıklandığı ve Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2.cümle, 62 ve 52. maddeleri gereğince 1240 TL adli para cezasına hükmedildiği, kesin olarak verilen hükmün infazı aşamasında hükmün açıklanmasının şartları oluşmadığı gerekçesiyle bu suç yönünden kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Deneme süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlendiği gerekçesiyle mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231. maddesinin 8. fıkrasında; ” (Ek fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.” 11. fıkrasında; ” (Ek fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K.23.md) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelere göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık 5 yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve bu süre içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi halinde hüküm açıklanacaktır.
İnceleme konusu somut olayda; sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasına karar verildiği görülmektedir.
Kasten yeni bir suç işlendiğinden bahsedebilmek için bu suçtan yapılan yargılama sonunda verilen kesinleşmiş bir mahkumiyetin bulunması gerektiği, ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlendiği ihbarında bulunan Fatsa Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2012/92 Esas, 2012/439 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan, 5560 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/2. maddesine göre tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uyulması halinde ise açılmış olan davanın düşürülmesine, aksi takdirde davaya devam olunarak karar verileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Aynı Kanunun 191/2 maddesi son cümlesine göre, bu kararın durma kararının hukuki sonuçlarını doğurduğu, verildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca sanık hakkında uygulanan tedavi ve denetimli serbestlik kararının, CMK’nın 223. maddesinde sayılan davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen hükümlerden olmadığı, dolayısıyla daha önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmiş bir suç nedeniyle kesinleşmiş bir mahkumiyetten söz edilemeyecektir. Bu nedenlerle CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.

IV- Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
Tehdit suçundan sanık İ.. S.. hakkında, Ordu 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 24/09/2013 tarih ve 2012/787 Esas, 2013/856 Karar sayılı kararın, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 12.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.