YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/28250
KARAR NO : 2015/23757
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
Tebliğname No : KYB – 2014/172621
Tehdit suçundan sanıklar H.. T.. ve Tahsin Kahraman hakkında yapılan yargılama sırasında, sanıkların eyleminin TCK’nın 150. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, iddianın sübut bulması halinde eylemlerin yağmaya teşebbüs kapsamında kalma ihtimalinin bulunduğu ve bu durumda yargılama yapma görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine dair, Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/04/2013 tarihli ve 2012/563 esas, 2013/302 karar sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne ve görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin, Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/06/2013 tarihli ve 2013/807 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/05/2014 gün ve 172621 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, iddianamede sanıkların alacaklarını tahsil amacı ile müşteki L.S.’un evine gittikleri ancak müştekinin evde bulunmaması dolayısı ile müştekinin annesi olan Z. S.’u tehdit ederek para istedikleri yönünde anlatıma yer verildiği, yargılama aşamasında dinlenilen sanık ve müşteki beyanlarının da bu yönde olduğu, buna göre sanıkların eylemlerini 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 150. maddesinde öngörülen “hukuki ilişkiye dayalı alacağın tahsili amacıyla” gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri hususunu saptama ve sonucuna göre eylemlerin aynı Kanun’un 148-149. maddelerindeki yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı yönünde delilleri değerlendirerek nitelendirme görevinin 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğu gözetilerek itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanıklar H.. T.. ve T. K. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/04/2013 tarihli kararıyla, sanıkların eyleminin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, sanık H.. T..’ın görevsizlik kararına itirazı üzerine, mercii Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.06.2013 tarihli kararıyla itirazın kabulüne karar verilerek, görevsizlik kararının kaldırıldığı, kesin olan bu karara karşı Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Asliye ceza mahkemesince eylemin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararını, itiraz üzerine kaldıran mercii kararının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nın malvarlığına karşı suçlar başlıklı 10. bölümünün 148. maddesinde yağma, 149. maddesinde nitelikli yağma suçları düzenlenmiş, “daha az cezayı gerektiren haller” başlıklı 150. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2011 gün ve 6/7-63 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı TCK’nın 308. maddesindeki “kendiliğinden hak alma” suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine yasada belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir.
765 sayılı TCK’nın 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı TCK’nın 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili Yasada belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir.
5235 sayılı Kanunun 12. maddesinde; “Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m.148), irtikap (m. 250/1 ve 2), resmi belgede sahtecilik (m.204/2) , nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflas (m. 161) suçları ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıklar hakkında alacağını tahsil etmek amacıyla birden fazla kişiyle birlikte müştekiyi ölümle tehdit ettiği iddiasıyla, asliye ceza mahkemesine tehdit suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece sanıkların eyleminin yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, TCK’nın 149/1-c. ve 35. maddelerinin uygulanması için ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verildiği görülmektedir.
TCK’nın 150/1. maddesinde düzenlenen eylemin yağma suçunun basit bir halini oluşturması dikkate alındığında, eylemin gerçek bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu mu yoksa, gerçek bir alacak bulunmamasına rağmen gerçekleştirilen yağma suçunu mu oluşturduğu hususunda delilleri takdir ve değerlendirme görevinin, 5235 sayılı Kanunun 12. maddesi kapsamında ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, yasal olmayan gerekçeyle sulh ceza mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/06/2013 tarih ve 2013/807 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 05.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.