YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/28345
KARAR NO : 2015/23707
KARAR TARİHİ : 05.03.2015
Tebliğname No : KYB – 2014/174436
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık H.. Y..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-(1). cümle, 125/1-4, 43/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 6 ay 8 gün hapis ve 1.880 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetime tâbi tutulmasına dair, Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 18/01/2011 tarihli ve 2010/561 esas, 2011/47 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-(1). cümle, 125/1-4, 43/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.880 Türk lirası adlî para ve 3.760 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemesinin 14/01/2014 tarihli ve 2013/603 esas, 2014/33 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20/05/2014 gün ve 174436 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre;
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, yeni bir suç işlediği gerekçesi ile sadece hükmün açıklanması gerekirken, daha önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında yer almayan şekilde tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/l (l).cümle, 43/2 ve 62. maddeleri uygulanarak verilen hürriyet bağlayıcı cezaya, ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/2. maddesi uygulanarak bu kez cezanın adlî para cezasına çevrilmek sureti ile hükmün açıklanmasında,
2-Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/4. maddesi uyarınca 90 gün adlî para cezası verildiği, bu cezanın 125/4. maddesi uyarınca 1/ 4 oranında artırım yapılarak 112 gün adlî para cezası yerine 113 gün adli para cezası ve 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak, 93 gün adlî para cezası yerine 94 gün adlî para cezası tayini suretiyle fazla ceza verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık H.. Y.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 18/01/2011 tarihli kararı ile her iki suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın kesinleşmesini müteakip sanığın deneme süresi içerisinde suç işlemiş olması nedeniyle ihbarda bulunulması üzerine, aynı Mahkemenin 14.01.2014 tarihli kararıyla hükmün açıklanmasına ve sanığın tehdit suçundan 3.760 Türk Lirası adli para cezası, hakaret suçundan ise 1.880 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yüze karşı verilen bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edildiği ancak, kesin nitelikte olan hakaret suçuna ilişkin hükümde hesap hatası yapılarak fazla ceza verildiği için, O Yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nca kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, Adalet Bakanlığı tarafından her iki suç yönünden istemde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
a- Hakaret suçundan kurulan hükümde hesap hatası yapılarak fazla ceza verilmesine,
b- Tehdit suçundan hükmün açıklanmasına karar verilirken, CMK’nın 231/11. maddesine aykırı olarak hükümde değişiklik yapılmasına ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 14/01/2014 tarihli kararı ile sanık H.. Y..’ın tehdit suçundan hapis cezasından çevrili 3.760 Türk Lirası adli para cezası, hakaret suçundan ise 1.880 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yüze karşı verilen bu kararın sanık müdafii tarafından 16.01.2014 tarihinde temyiz edildiği ancak, kesin nitelikte olan hakaret suçuna ilişkin hükümde hesap hatası yapılarak fazla ceza verildiği için, O Yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakaret suçundan kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, Adalet Bakanlığı tarafından her iki suç yönünden istemde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, kanun yararına bozma yoluna istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hükümlere karşı başvurulabilmesi nedeniyle, temyiz yolu açık olan tehdit suçu yönünden sanık müdafiinin vaki temyiz istemi uyarınca, dosyanın olağan kanun yolu sürecinin tamamlanması için Yargıtay’a gönderilmesi gerektiğinden, bu suç yönünden istemin reddine karar verilmiştir.
Hakaret suçundan kurulan hükümde hesap hatası yapılarak fazla ceza verilmesine yönelik isteme gelince;
Sanık H.. Y.. hakkında hakaret suçundan, TCK’nın 125/1. maddesi gereğince takdiren ve tercihen denilmek suretiyle 90 gün karşılığı adli para cezası verilerek, aleniyet nedeniyle aynı Kanun’un 125/4. maddesi uyarınca 1/6 oranında artırım yapılması gerekirken, ¼ oranında artırım yapılarak 113 gün karşılığı adli para cezası belirlendiği, bu cezadan TCK’nın 62/1. maddesine göre 1/6 oranında indirim yapılırken, yine hesap hatası yapılarak sonuç adli para cezasının fazla belirlendiği anlaşılmıştır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hakaret suçu yönünden yerinde görüldüğünden,
1-Hakaret suçundan sanık H.. Y.. hakkında, Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 14/01/2014 tarihli ve 2013/603 esas, 2014/33 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Karardaki hukuka aykırılık aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrasına göre, sanığa daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle,
a)TCK’nın 125/1. maddesi uyarınca, mahkemece cezanın alt sınırdan takdir edilmiş olması da değerlendirilerek, sanığın 90 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
b)TCK’nın 125/4. maddesi uyarınca 1/6 oranında artırım yapılarak, sanığın 105 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
c)TCK’nın 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın 87 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
d)CK’nın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü takdiren 20 TL’den paraya çevrilerek, sanığın 1.740 TL adli para cezasıyla CEZALANDIRILMASINA,
3-İnfazın bu miktar üzerinden yapılmasına, kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına,
4-Tehdit suçundan kurulan hükmün ceza miktarı itibariyle temyizi kabil olduğu ve sanık müdafiinin 16.01.2014 tarihli dilekçesiyle süresinde temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından, bu suça yönelik (1) nolu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, temyiz başvurusunun sonuçlandırılması bakımından gerekli işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 05/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.