YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/31235
KARAR NO : 2014/31255
KARAR TARİHİ : 30.10.2014
Tehdit suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, İstanbul Anadolu 31. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 25/06/2009 tarih ve 2008/35 esas, 2009/20 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 08/10/2013 tarih ve 2012/7930 esas, 2013/25059 karar sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
TCK’nın 58. maddesi uygulanırken, hangi hükümlülüğün tekerrüre esas alındığı gösterilmemiş ise de, 5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesi uyarınca bu husus, infaz aşamasında gözetilebileceğinden bozmayı gerektirmediği,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanılmamıştır.
Ancak;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesi uyarınca denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevinin, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olduğu ve mahkumiyet hükümlerinde, mükerrir olan sanık hakkında TCK’nın 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Kanuna aykırı ve sanık …’in temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, “sanığın cezasının infazından sonra 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” dair kısmın hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “sanığın cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi, biçiminde DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMASINA” oy birliği ile karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/05/2014 gün ve 2014/185429 sayılı yazısı ile;
“Yüksek Yargıtay 4.Ceza Dairesi ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık sanık hakkında sonuç ceza olarak adli para cezasına hükmedilmesi nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağına ilişkindir.
Tekerrür 765 sayılı TCK’da cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken, 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi kurumu olarak düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK’nın tekerrürü düzenleyen 58. maddesinin 6. fıkrasında, tekerrür halinde hükmolunacak cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği, ayrıca cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilmiştir. Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise, 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasa’nın 108. maddesinde düzenlenmiş ve bunlar hakkında koşullu salıverilme süresi, süreli hapis cezasında, cezanın dörtte üçü olarak belirtilmek suretiyle, infaz koşulları ağırlaştırılmıştır.
Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde sonuç cezanın adli para cezası olarak belirlendiği hallerde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilemeyecektir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabul edilmesi, tekerrüre ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılarak hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi,
İtirazımızın yerinde görülmemesi üzerine, dosyamızın görüşülmek üzere YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURULU’NA gönderilmek üzere YÜKSEK YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLIĞI’NA gönderilmesi arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit suçundan, sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararının düzeltilerek onanmasına dair, Dairemizin 08/10/2013 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 08/10/2013 tarih ve 2012/7930 esas, 2013/25059 karar sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA,
…Sulh Ceza Mahkemesi’nce verilen 25/06/2009 tarih ve 2008/35 esas, 2009/20 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden, adli para cezasıyla cezalandırılan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık …‘in temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası itiraz yazısına uygun olarak, “mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına ilişkin bölümlerin karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.