Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/31305 E. 2015/24396 K. 12.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/31305
KARAR NO : 2015/24396
KARAR TARİHİ : 12.03.2015

Tebliğname No : KYB – 2014/121764

Tehdit ve hakaret suçlarından sanık M.. Ö..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hakaret suçundan açılan kamu davasının ise şikayetten vazgeçme nedeniyle düşmesine dair, İstanbul Anadolu 15. Sulh Ceza mahkemesinin 04/12/2013 tarihli ve 2012/1370 esas, 2013/1050 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/04/2014 gün ve 121764 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında sehven kasten yaralama suçundan hüküm kurularak cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmışsa da, aslında dosyada yargılama konusu suçların hakaret ve tehdit suçları olduğu, sanık hakkında bu suçlardan dava açıldığı ve yargılama yapıldığı, kısa kararda da dosya içeriğine uygun olarak hakaret suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı, tehdit suçundan ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1 .cümle ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası verildiği ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak gerekçeli kararın gerekçe kısmında “sanığa isnat edilen hakaret ve tehdit suçlarının unsurları oluşmuş olmakla ayrı ayrı ceza verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklinde ifadeye yer verilerek, kısa kararda düşme kararı verilen hakaret suçu bakımından çelişki oluşturulduğu, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise dosya ile ilgisi bulunmayan kasten yaralama suçundan hüküm kurulduğu anlaşılmakla, dosya içeriği ve yargılama konusu suçlar ile ilgisiz şekilde yanlış hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit ve hakaret suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 15. Sulh Ceza mahkemesinin 04/12/2013 tarihli kararıyla, hakaret suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme, tehdit suçundan ise hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, yüze karşı verilen kararın yasal yollara başvurulmaksızın kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında kısa karar ile gerekçeli karardaki çelişki nedeniyle kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Kısa kararda iddianameye konu edilen hakaret ve tehdit suçlarından hüküm kurulmasına karşın, gerekçeli kararda iddianamede yer almayan yaralama suçundan hüküm kurularak, hükmün karıştırılmasına dair hukuka aykırılığa ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.

Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.

Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.

Anayasanın 141/3. maddesinde belirtildiği üzere, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılması gerekmektedir.

5271 sayılı CMK’nın “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230. maddesinde; (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:

a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.

b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.

c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62 nci maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi,

d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.” hükmüne yer verildiği,

Aynı Kanun’un 289. maddesinin (g) fıkrasında da hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayılmıştır.

İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında hakaret ve ölümle tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, müştekinin şikayetinden vazgeçmesi üzerine 04.12.2013 tarihli celsede, hakaret suçundan düşme, tehdit suçundan ise 106/1, 62, 53. maddeleri uyarınca hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, ancak bu kararın gerekçesi yazılırken sanığa isnad edilen her iki suçun unsurlarının oluştuğu için ayrı ayrı ceza verildiğinin belirtildiği ve gerekçeli kararın hüküm bölümünde, hakaret ve tehdit suçları yerine, iddianameye konu edilmeyen ve olayla da ilgisi bulunmayan yaralama suçundan ceza verilerek hükmün karıştırıldığı anlaşılmıştır.

Bu çerçevede mahkemece yazılan hatalı ve çelişkili gerekçeli kararın, CMK’nın 230. maddesindeki unsurları içermemesi ve bu durumun aynı Kanun’un 289/1-g maddesine göre hukuka kesin aykırılık halini oluşturması karşısında, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Tehdit ve hakaret suçlarından sanık … hakkında, İstanbul Anadolu 15. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 04/12/2013 tarih ve 2012/1370 esas, 2013/1050 sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2- Anılan Kanun maddesinin 4/a fıkrası uyarınca sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 12/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.