YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/31430
KARAR NO : 2015/24081
KARAR TARİHİ : 09.03.2015
Tebliğname No : 8 – 2013/95724
MAHKEMESİ : Bakırköy 15. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/06/2012
NUMARASI : 2010/248 (E) ve 2012/603 (K)
SUÇLAR : Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklara yükletilen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanıkların, bir hafta önce sahibinden haraç istedikleri işyerinin önünde, gözdağı vermek için eylemi gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında, eylemlerinin hukuki anlamda tek fiil olduğu ve tek fiil ile hem silahla tehdit hem de genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunun meydana geldiği, TCK’nın 44. maddesi gereğince daha ağır cezayı gerektiren anılan Kanunun 106/2-a maddesinde tanımlanan silahla tehdit suçundan cezalandırılmaları gerekirken, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan hükümler kurularak eksik ceza belirlenmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından, sanıklar hakkında hak yoksunluklarına hükmedilirken, kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden yanılgılı hüküm kurulmuş ise de, mahkumiyetin kanuni sonucu olarak infaz evresinde re’sen ve doğru olarak, TCK’nın 53. maddesinin 1 ilâ 3. fıkralarında öngörüldüğü biçimde uygulanması mümkün görüldüğünden, sanık A.. G..’ın tekerrüre esas alınan 2007/466E-2009/47K sayılı kararının suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı ancak adli sicil kaydında 2001/1202E-2003/1425K sayılı tekerrüre esas hükümlülüğünün bulunduğu anlaşılmakla, CGK’nın 22.01.2013 tarih ve 2012-6-1431 esas, 2013/18 sayılı kararı uyarınca, anılan ilam infazda tekerrüre esas alınabileceğinden bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından sanık A.. G.. müdafii ile sanık Ç.. Ç..’nın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 09/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.