YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/33575
KARAR NO : 2018/20889
KARAR TARİHİ : 03.12.2018
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.05.2013 tarih ve 2012/5 esas 2013/248 sayılı ”Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur.” biçimindeki kararında da belirtildiği üzere;
1)Katılanın kendisine yönelmiş saldırıyı başka şekilde ispatlamasının mümkün olmaması ve telefon görüşme kaydının yasak delil niteliğinde bulunmaması karşısında; katılan vekilinin 28/01/2013 havale tarihli dilekçesi ekinde sunduğu CD içeriğinde hakaret ve tehdit içerikli konuşmaların bulunduğunun iddia edildiği gözetildiğinde, CD kaydının çözülerek tutanak haline getirilmesi, sanığa konuşmalardaki sesin kendisine ait olup olmadığının sorulması, kabul etmemesi halinde, sesin sanığa ait olup olmadığı husunda bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle beraat kararları verilmesi,
2)Bozmaya uyulup, tehdit ve hakaret suçları yönünden mahkumiyet kararı verilmesi halinde ise; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu, hakaret suçu yönünden ise, suç tarihinde 5271 sayılı CMK’nın 253/3. maddesinde engel bulunduğu
./..
-2-
ancak yeni düzenleme karşısında bu suç yönünden de uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı ve katılan … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SY