Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/4377 E. 2014/27577 K. 30.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4377
KARAR NO : 2014/27577
KARAR TARİHİ : 30.09.2014

Tehdit ve hakaret suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, … 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 18.02.2010 tarih ve 2008/559 esas, 2010/40 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,

Dairemizin 26.11.2013 tarih ve 2012/13330 esas, 2013/29627 karar sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, hakaret suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 50/2. maddesine aykırı olarak, tercih edilen seçenek hapis cezası, adli para cezasına çevrilmiş ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
1- İddianameye konu edilen “seni süründüreceğim” şeklindeki tehdit sözünün, TCK’nın 106/1. maddesinin son cümlesindeki sair tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 106/1. maddesinin ilk cümlesi ile hüküm kurularak fazla ceza belirlenmesi,
2- Dosya içeriği ve oluşa göre, hakaret fiilinin telefon ile işlenmemesine karşın, telefonda söylendiği kabul edilip, bu kabulle de çelişkili şekilde TCK’nın 125/4. maddesinin uygulanması,
3- Hakaret suçundan verilen kısa süreli hapis cezası, TCK’nın 52. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi sonucunda, “4.200 TL” yerine, “5.200 TL” olarak fazla cezaya hükmedilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA” karar verilmiştir.

I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/01/2014 tarih ve 2010/223480 sayılı yazısı ile;

“Dairenin incelemeye konu hakaret suçuna yönelik olarak yaptığı inceleme sonunda vermiş olduğu bozma ilamının giriş kısmında “hakaret suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 50/2. maddesine aykırı olarak, tercih edilen seçenek hapis cezası, adli para cezasına çevrilmiş ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” şeklindeki eleştirisinin de bozma nedeni olarak sayılması ve sanığın kazanılmış haklarının CMUK’nın 326/son maddesi gereğince saklı kalmasına karar verilmesi gerekirken, sanığın işlediği sabit görülen suç yönünden hem eleştiri hem de bozma kararı verilmesi nedeniyle Dairenin bozma ilamının kaldırılarak, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2010 gün ve 2008/559 Esas, 2010/40 Karar sayılı sanık … hakkındaki hükümlerin aşağıdaki şekilde bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

SONUÇ VE İSTEM : Açıklanan nedenlerle,
1- İtirazımızın KABULÜNE,
2- Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26.11.2013 gün ve 2012/13330 Esas, 2013/29627 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA,
3- … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2010 gün ve 2008/559 Esas, 2010/40 Karar sayılı hükmünün aşağıdaki şekilde karara bağlanmasına;
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hakaret suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 50/2. maddesine aykırı olarak, tercih edilen seçenek hapis cezasının, adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi,
2- İddianameye konu edilen “seni süründüreceğim” şeklindeki tehdit sözünün, TCK’nın 106/1. maddesinin son cümlesindeki sair tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 106/1. maddesinin ilk cümlesi ile hüküm kurularak fazla ceza belirlenmesi,
3- Dosya içeriği ve oluşa göre, hakaret fiilinin telefon ile işlenmemesine karşın, telefonda söylendiği kabul edilip, bu kabulle de çelişkili şekilde TCK’nın 125/4. maddesinin uygulanması,
4- Hakaret suçundan verilen kısa süreli hapis cezası, TCK’nın 52. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi sonucunda, “4.200 TL” yerine, “5.200 TL” olarak fazla cezaya hükmedilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, CMUK’nın 326. maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Yüksek Daireniz aksi kanatte ise, itirazın incelenmesi bakımından 5271 sayılı CMK’nın 308/3. maddesi uyarınca dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine,
Karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:

II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit ve hakaret suçlarından, sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 26/11/2013 tarihli kararına ilişkindir.

II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri, Ceza Genel Kurulunun 24.12.2013 gün ve 2012/1447 esas, 2013/628 sayılı kararı da gözönünde bulundurularak yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,

Dairemizce verilen 26.11.2013 tarih ve 2012/13330 esas, 2013/29627 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

… 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 18.02.2010 tarih ve 2008/559 esas, 2010/40 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Hakaret suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 50/2. maddesine aykırı olarak, tercih edilen seçenek hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi,
2- İddianameye konu edilen “seni süründüreceğim” şeklindeki tehdit sözünün, TCK’nın 106/1. maddesinin son cümlesindeki sair tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 106/1. maddesinin ilk cümlesi ile hüküm kurularak fazla ceza belirlenmesi,
3- Dosya içeriği ve oluşa aykırı şekilde hakaret fiilinin telefon yoluyla gerçekleştirildiği kabul edilip, bu kabulle de çelişkili şekilde TCK’nın 125/4. maddesinin uygulanması,
4- Hakaret suçundan verilen kısa süreli hapis cezasının, TCK’nın 50, 52. maddeleri uyarınca adli para cezasına çevrilmesi sonucunda, “4.200 TL” yerine, “5.200 TL” cezaya hükmedilmesi,
5- Hükümden önce 01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 50/6 madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilmesi, 5275 sayılı Kanunun 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenmesi ve 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, tehdit ve hakaret suçlarında, hapisten çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, 5237 sayılı TCK’nın 50/6. maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceğine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.