YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/47947
KARAR NO : 2015/27732
KARAR TARİHİ : 24.04.2015
Tebliğname No : KYB – 2014/375935
Kasten yaralama ve tehdit suçlarından sanık H.. G..’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 106/1, 62. maddeleri uyarınca iki kez 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının TCK’nın 50/1-d. maddesi gereğince 5 ay süre ile kahvehane, lokal ve benzeri oyun yerlerine ve alkollü umuma açık yerlere gitmekten yasaklanma tedbirine çevrilmesine dair, Turhal Sulh Ceza Mahkemesinin 26/10/2011 tarihli ve 2010/639 esas, 2011/526 sayılı kararının infazı sırasında, sanığın davetiye tebliğine rağmen denetimli serbestlik şube müdürlüğüne başvurmadığından bahisle, infaz dosyasının kapatılarak mahkemesine iade edilmesi üzerine, sanık hakkındaki iki kez 5 ay hapis cezasının, kısmen infazıyla iki kez 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı mahkemenin 09/01/2014 tarihli ve 2010/639 esas, 2011/526 sayılı ek kararına yönelik sanık tarafından yapılan itirazla ilgili, söz konusu kararın temyize tabi olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair, Turhal Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli ve 2014/36 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/11/2014 gün ve 375935 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ve 106. maddeleri gereğince verilen hapis cezalarının aynen infazına ilişkin bahse konu ek kararın, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Ka nun’un 98 ve 101. maddeleri uyarınca verilen bir karar niteliğinde olması nedeniyle, itiraz konusu hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Kasten yaralama ve tehdit suçlarından sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Turhal Sulh Ceza Mahkemesinin 26/10/2011 tarihli kararıyla, her iki suçtan ayrı ayrı 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezasının TCK’nın 50/1-d maddesi uyarınca umuma açık alkollü içki satılan yerlere gitmekten yasaklanması tedbirine çevrildiği, yüze karşı verilen bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine infaza gönderildiği, infaz işlemleri sırasında sanığın denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan davetiyeye icabet etmediği ve mazaret de bildirmediği gerekçesiyle, infaz kaydının kapatılarak dosyanın mahkemesine iade edilmesi üzerine, aynı mahkemenin 09.01.2014 tarihli kararıyla sanık hakkında önceki kararla hükmolunan iki kez 5 ay hapis cezasının, kısmen infazıyla iki kez 2 ay 15 gün süreyle hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine, Turhal Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2014 tarihli kararıyla, kararın temyizi kabil olduğu gerekçesiyle itiraz hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bilahere O Yer Cumhuriyet Başsavcılığınca kısmen infazın hatalı olduğu gerekçesiyle başvuruda bulunulması üzerine, 04.02.2014 tarihli merci kararına yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
5237 sayılı TCK’nın 50/1-d maddesi uyarınca, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak hükmolunan tedbirin gereklerinin yerine getirilmemesi üzerine, mahkemesince hapis cezasının kısmen infazına dair verilen ek karara karşı, başvurulacak kanun yolunun belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nın “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50. maddesinin 6. fıkrasında; “Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.” hükmüne yer verildiği,
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzüğünün 51/4. Maddesinde; “ Belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma yaptırımının infazı:
a) Belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma yaptırımının infazı, hükümlünün mahkeme kararıyla mahkum olduğu hapis cezasının yarısından, bir katına kadar süreyle belirli yerlere gitmekten ya da belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanması şeklinde yerine getirilir,
b) Kesinleşen mahkeme kararında gösterilen belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinliklere katılmaktan yasaklanma yaptırımı içeren ilâm Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Cumhuriyet başsavcılığınca ilâm denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da bürosuna gönderilir. Bu birim tarafından, yapılacak tebligatta on gün içinde hükümlünün kararın infazı için başvurması istenir. Başvurması halinde hükümlüye belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinliklere katılmaktan yasaklanma yaptırımının infaz şekli bildirilir. Hükümlünün haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi ve otuz gün içinde seçenek yaptırımın infazına başlanmaması hâlinde durum Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir.” hükümlerinin düzenlendiği,
Aynı Tüzüğün 64/1. maddesinde; “Cezaların infazı sırasında; mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya düşülmesinde, birden fazla hükümdeki cezaların toplanmasında, hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesinde veya infaz sırasında verilecek kararların mercii ve usulünde 5275 sayılı Kanunun 98 ilâ 101 inci maddesi hükümleri uygulanır.” hükmünün yer aldığı,
5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun “İnfaz sırasında verilecek kararların mercii ve usulü” başlıklı 101. maddesinde ise; “(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3) Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Turhal Sulh Ceza Mahkemesince verilen 26.10.2011 tarihli kararla, sanık hakkında TCK’nın 50/1-d maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezası yerine belirli yerlere gitmeme seçenek tedbirine hükmolunduğu, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz için savcılık aracılığıyla denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği, eşine karşı gerçekleştirdiği tehdit ve yaralama eylemlerinden mahkum olan sanığın, konut adresinde bu suçların mağduru olan eşine yapılan tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 39. maddesine göre husumet nedeniyle geçersiz olduğu ve yeniden tebligat çıkartılması gerektiği düşünülmeden, tebligata rağmen şube müdürlüğüne gitmediğinden bahisle, infaz kaydının kapatılarak dosyanın mahkemesine iade edilmesi üzerine, aynı mahkemenin 09.01.2014 tarihli kararıyla hapis cezasının kısmen infazına karar verildiği, bu karara sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine Turhal Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2014 tarihli kararıyla, itiraz konusu kararın temyizi kabil olduğu gerekçesiyle, karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.
CMK’nın 271/4. maddesine göre itiraz üzerine verilen kararların kesin olması karşısında, Turhal Sulh Ceza Mahkemesinin kararının itiraza tabi olduğunu belirterek yeniden yaptığı uyarı üzerine merci tarafından aynı konuda verilen 18.03.2014 tarihli ikinci kararın hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğu değerlendirilmiştir.
Bu itibarla, seçenek tedbirin yerine getirilmemesi üzerine mahkemesince hapis cezasının kısmen infazına dair verilen ek kararın, İnfaz Kanunu’nun 98. maddesi uyarınca verilen bir karar olup, uyuşmazlığı nihai olarak çözümleyen ilk karar niteliğinde bulunmadığı gözetilerek, İnfaz Kanunu’nun 101/3. maddesi uyarınca itirazı kabil olan bu kararla ilgili gereğinin takdir edilmesi gerekirken, kararın temyizi kabil olduğu gerekçesiyle itiraz hakkında karar verilmemesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Turhal Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli ve 2014/36 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
3- İtiraz incelemesi yapılırken denetimli serbestlik müdürlüğünce sanığa yapılan tebligatın, 7201 sayılı Kanunun 39. maddesine göre husumet nedeniyle geçersiz olduğunun göz önünde bulundurulmasına, 24.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.