YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/51453
KARAR NO : 2015/28204
KARAR TARİHİ : 30.04.2015
Tebliğname No : KYB – 2014/387360
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık .., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 125/3-a, 62 maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ve 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesi gereğince hakaret suçu yönünden verilen 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Altunhisar Sulh Ceza Mahkemesinin 30/03/2010 tarihli ve 2009/25 esas, 2010/6 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/12/2014 gün ve 387360 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Altunhisar Sulh Ceza Mahkemesince verilen kararın gerekçe kısmında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluştuğunun kabul edildiği nazara alındığında, hakaret suçundan hükmedilen hapis cezası için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği halde, sanık hakkında tehdit suçundan hükmedilen hapis cezası için, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeyerek çelişki yaratılmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Altunhisar Sulh Ceza Mahkemesinin 30/03/2010 tarihli kararıyla, her iki suçtan hapis cezası verilerek, hakaret suçu için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, tehdit suçu yönünden süresinden sonra temyiz edilen kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.07.2014 tarihli kararıyla temyiz isteminin reddine karar verilerek kesinleştiği, infaz aşamasında tehdit suçu için kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun objektif şartlarının oluşmasına ve bir suç yönünden uygulanmasına karşın, diğer bir suç için kararda tartışılmamasına yönelik hukuka aykırılığa ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Kanun yararına bozma istemine konu edilen 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle;
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itiraz etmemesi,
– Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; Adli sicil kaydı bulunmayan sanık .. hakkında hakaret ve tehdit suçlarından ayrı ayrı hapis cezası verilmiş ve hakaret suçundan verilen hapis cezası için hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmışken, tehdit suçundan verilen hapis cezasında CMK’nın 231. maddesi tartışılmamıştır.
Mahkemenin bu uygulamasının kurulan hükümlerde kişiselleştirme yönünden çelişki oluşturduğu anlaşılmakta ise de; Kanun koyucu CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanıp uygulanmaması hususunda mahkemeye takdir hakkı tanımıştır. Mahkemenin takdirine yönelik olan bu gerekçenin yerinde veya yeterli olup olmadığı temyiz incelemesinde değerlendirilebilecekken, takdire müteallik konuların inceleme dışı bırakıldığı olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluyla denetlenemeyecektir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, kanun yararına bozma isteminin takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 30/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.