Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/53635 E. 2015/28502 K. 07.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/53635
KARAR NO : 2015/28502
KARAR TARİHİ : 07.05.2015

Tebliğname No : KYB – 2014/392341

Hakaret ve tehdit suçlarından sanık D.. K..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 29, 106/1-1. cümle ve 62. maddeleri uyarınca 1 ay 7 gün hapis ve 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesi gereğince sanığın 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına dair, Niğde Sulh Ceza Mahkemesinin 26/01/2010 tarihli ve 2008/692 esas, 2010/52 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle, anılan Kanun’un 125/1, 29, 106/1-1. cümle, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 740 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine dair, Niğde 2. Sulh Ceza Mahkemenin 21/11/2013 tarihli ve 2013/586 esas, 2013/1039 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/12/2014 gün ve 392341 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre;

1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde belirtildiği üzere, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, mahkemece hükmün açıklanacağı ve ancak önceki haliyle açıklandıktan sonra varsa hukuka aykırılıkların temyiz ya da kanun yararına bozma yasa yolları ile giderilebileceği cihetle, Niğde Sulh Ceza Mahkemesinin 26/01/2010 tarihli kararını müteakip sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle önceki hükmün aynen infazına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde,

2- Sanığın hakaret suçunu, katılan Mesut Kılıç’ın haksız hareketi nedeniyle işlediğinin kabul edilmesine karşın, sanık hakkında hakaret suçundan ceza tayin edilirken 5237 sayılı Kanun’un 129. maddesi yerine, olayda uygulama yeri bulunmayan aynı Kanun’un 29. maddesinin uygulanması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Hakaret ve tehdit suçlarından sanık D.. K.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Niğde Sulh Ceza Mahkemesinin 26/01/2010 tarihli kararıyla, her iki suçtan hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın deneme süresi içerisinde işlemiş olduğu diğer bir suçtan mahkumiyetine karar verilerek ihbarda bulunulması üzerine, Niğde 2. Sulh Ceza Mahkemenin 21/11/2013 tarihli kararıyla hükmün açıklanmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine aynı mahkemenin 30.06.2014 tarihli kararıyla hakaret suçundan verilen cezanın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verildiği, bilahere her iki suç yönünden kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

a- Deneme süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle açıklanmasına karar verilen hükümde değişiklik yapılıp yapılamayacağı,

b- Hakaret suçunda haksız tahrik indirimi yapılırken, TCK’nın 129. maddesi yerine aynı Kanun’un 29. maddesiyle uygulama yapılmasına dair hukuka aykırılığa ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.

5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.

Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.

Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.

İnceleme konusu somut olayda; Niğde 2. Sulh Ceza Mahkemenin 21/11/2013 tarihli kararıyla deneme süresi içerisinde suç işleyen sanık D.. K.. hakkındaki önceki hükmün açıklanmasına karar verilerek, hakaret suçundan 740 TL adli para cezası, tehdit suçundan ise 5 ay erteli hapis cezası verildiği, yoklukta verilen kararın sanık tarafından 14.01.2014 tarihinde Aydın Cezaevi kanalıyla temyiz edilmesi üzerine, aynı Mahkemenin 30.06.2014 tarihli ek kararıyla hakaret suçundan verilen cezanın miktarına göre temyiz isteminin reddine karar verildiği, bilahere her iki suç yönünden kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu görülmektedir.

Ancak sanık tarafından temyiz edilen 21.11.2013 tarihli kararda hakaret suçundan verilen kesin nitelikteki adli para cezası dışında, tehdit suçundan erteli 5 ay hapis cezası verilmesine karşın, bu suç yönünden dosyanın temyiz incelemesine gönderilmediği, ayrıca 21.11.2013 tarihli gerekçeli kararın katılan Mesut Kılıç vekiline tebliğ edilmediği, hakaret suçundan verilen temyizin reddi kararının ise cezaevinde bulunan sanığa tebliğ edilmesi gerekirken, sorgu adresine gıyapta tebliğ edildiği görülmektedir.

Bu itibarla, kanun yararına bozma yoluna istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulabilmesi nedeniyle, öncelikle 21.11.2013 tarihli gerekçeli kararın katılan Mesut Kılıç vekiline, 30.06.2014 tarihli temyizin reddi kararın ise sanığa tebliğ edilerek tebligat eksikliklerinin ikmal edilmesi, akabinde ret kararının temyiz edilmemesi halinde hakaret suçu için usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması, tehdit suçu yönünden ise sanığın 14.01.2014 tarihli temyiz dilekçesi uyarınca, olağan kanun yolu sürecinin tamamlanması için dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.