YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/53641
KARAR NO : 2015/28210
KARAR TARİHİ : 30.04.2015
Tebliğname No : KYB – 2014/401015
Görevli memura hakaret , tehdit ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanık .., 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 62, 125/3a-4, 43/2, 125/1-3a, 265/1 ve 43 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay, 1 yıl 5 ay 15 gün, 1 yıl ve 7 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair, Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve 2012/836 esas, 2013/728 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2014 gün ve 401015 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre:
1- Sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1-c maddesindeki hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki aynı hakları koşullu salıverilme tarihine kadar kullanmaktan yoksun bırakılması gerekirken, anılan Kanun’un 53/1-c maddesindeki hakları koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesinde,
2- Sanık hakkında 18/12/2012 tarihli iddianamede görevli polis memurlarına karşı da tehdit suçundan dolayı kamu davası açıldığı halde, hüküm fıkrasında müşteki adedince uygulama yapılmamasında, isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Görevli memura hakaret, tehdit ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli kararıyla, her bir suç için hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın sanığın sorgusunda bildirdiği en son adresine tebliğe gönderildiği ancak, tanınmadığı gerekçesiyle iade edilmesi üzerine, mernis adresinde tebliğ mazbatasındaki şerhe göre ehliyetli olan annesine tebliğ edildiği, süresinde temyiz yoluna başvurulmayan kararla ilgili kesinleştirme işlemi yapılarak infaza gönderildiği, infaz aşamasında sanığın cezaevinden gönderdiği 18.08.2014 tarihli dilekçesiyle tebligatın usulsüz olduğunu belirterek talepte bulunması üzerine, aynı mahkemenin 09.09.2014 tarihli ek kararıyla istemin reddine karar verildiği, bilahere sanığın müracaatı üzerine ilk karara yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
a- TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğuyla ilgili aynı Kanun maddesinin 3. fıkrasındaki sınırlandırıcı hükmün dikkate alınmamasına,
b- Tehdit suçundan açılan kamu davasında görevli sayısınca uygulama yapılmamasına ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
1- Hak yoksunluklarının değerlendirilmesi,
5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesinde “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz” hükmü yer almaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; mahkemece görevli memura hakaret, tehdit ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası hükmü gözetilmeden, aynı Kanun maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (d) ve (e) bendindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya, (c) bendinde belirtilen haklardan ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. Ancak mahkemenin TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğuyla ilgili, aynı Kanun maddesinin 3. fıkrasındaki sınırlandırıcı hükmü dikkate almayan uygulamasının hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
2- Tehdit suçundan açılan kamu davasında görevli sayısınca uygulama yapılmaması hususunun değerlendirilmesi,
Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2012 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında cami imamı olan müşteki Yasin Torun’a karşı bıçakla tehdit ve hakaret suçlarından, bu olaya müdahale eden polis memurlarına ise tehdit yoluyla direnme ve hakaret suçlarından kamu davası açılmıştır.
TCK’nın 265. maddesinde; “Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı TCK’nın “Bileşik suç” başlıklı 42. maddesinde; “Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır.
Kanunda bağımsız bir suç olarak tanımlanan fiil, bir başka suçun temel şekline veya daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haline ilişkin unsurunu oluşturabilir. Bu durumda başka bir suçun unsurunu oluşturan fiil nedeniyle ayrıca ceza verilmemesi gerekmektedir.
TCK’nın 265. maddesindeki düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere, tehdit fiili direnme suçunun unsurunu oluşturmaktadır. Bu itibarla mahkemece sanığın tehdit yoluyla birden fazla polis memuruna direnme eylemi için, TCK’nın 265/1 ve 43/2. maddeleri uyarınca uygulama yapması hukuka uygun olduğundan, (2) nolu kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce kısmen yerinde görüldüğünden,
1- Görevli memura hakaret , tehdit ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanık …. hakkında, Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve 2012/836 esas, 2013/728 sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Karardaki (1 nolu) hukuka aykırılık aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrasına göre, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53/1-c maddesi uyarınca hükmedilip koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği belirtilen hak yoksunluğunun başına, “kendi altsoyu üzerindekilerle sınırlı olmak üzere” ibaresinin eklenmesine,
3- Koşulları oluşmadığından (2) nolu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
4- Kararın diğer yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına, 30/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.