Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/7355 E. 2014/29267 K. 16.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/7355
KARAR NO : 2014/29267
KARAR TARİHİ : 16.10.2014

Tehdit suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, … Sulh Ceza Mahkemesince verilen 23/03/2011 gün ve 2009/687 esas, 2011/230 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 10/12/2013 gün ve 2012/31462 esas, 2013/31527 karar sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz dilekçesinin süresi içinde verilmediği anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık …’in tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE” oy çokluğu ile karar verilmiştir.
I-İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13/02/2014 gün ve 2011/320094 sayılı yazısı ile;
“7201 sayılı Tebligat Kanununun 21 maddesince, Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkra uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar” hükmünü içermektedir.
25/01/2012 tarih ve 28184 nolu Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 29. maddesince muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi durumunda 21, 22, 23, 25, 26 ve 27. maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.
Bu kişilerin beyanlarını imzadan kaçınmaları ve tebliğ evrakını kabul etmemeleri durumunda, tebliğ memuru bu hususu tutanağa yazar, imzalar ve tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine ya da kolluk amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve teslim ettiği kişinin adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresin kapısına yapıştırır.
Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren on beş gün sonra yapılmış sayılır.” hükmünü içermektedir.
Muhatabın adreste bulunmaması, ölmesi veya adresinden sürekli olarak ayrılması halinde yapılacak işlemi hükme bağlayan 30 maddesinin birinci fıkrası uyarınca, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.
Anayasa (m.40/2), AİHS’de (m. 13) ve yasada (5271, m. 34/2 ve 232/6) etkili başvuru yolu ve yöntemine verilen önem dikkate alındığında, “tebligatın şekli” değil, “özde, gerçek, yararlanılabilir, amaca uygun, hak arama yollarını engellemeyecek, etkin başvuru yolunu kapatılmayacak” biçimde yapılması gerekmektedir.
Maddi olayda, sanığa 7201 sayılı Tebligat Yasasının 21. maddesi ile hükmü ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 29 ve 30. Maddesine göre usulünü uygun şekilde tebliğ edilmediği, Müşteki sanık …’e yönelik yapılan tebligatta, tebligatı yapan memur, tebligat parçasına, muhatabın “işine gittiğinden” ibaresini yazmıştır. Muhatabın komşusunun imzası alınmadığına göre, muhatabın işe gittiğinin kimden öğrenildiği de resmi olarak belgelenmiş değildir. Muhatabın adresinden uzun süreli mi, yoksa kısa süreli mi ayrıldığı konusunda da ikna edici bir belge bulunmadığına göre, tebligatla ilgili kuşkular bulunmakta olduğu gözönüne alınarak tebligatta yer alan eksikliğin, sanık lehine yorumlanması gerekmektedir.
Bu itibarla, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10/12/2013 gün ve 2012/31462 Esas, 2013/31527 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında 5320 sayılı Kanunun 8/1ve 1412 sayılı C.Y.Yasasının 317 maddesince temyiz isteminin reddine ilişkin kararı hukuka aykırı olduğu ve sanık hakkında temyiz istemiyle ilgili esastan inceleme yapılması ve sanık hakkında tehdit suçundan TCK 106/1, 43/1, 62 maddelerinden 6 Ay 7 Gün Hapis ve TCK 50/1-a,52/2 maddelerinden 3740 TL adli para cezasına hükümlülüğüne ilişkin kararın onanmasına karar verilmesi istemiyle karara itiraz edilmiştir.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamı gözönüne alındığında, … Sulh Ceza Mahkemesinin 23/03/2011 tarih ve 2009/687 E- 2011/230 K sayılı kararıyla TCK 106/1, 43/1, 62 maddelerinden 6 Ay 7 Gün Hapis ve TCK 50/1-a,52/2 maddelerinden 3740 TL adli para cezasına hükümlülüğüne ilişkin sanığın yokluğunda verilen kararın müşteki sanık …’e 7201 sayılı Tebligat Yasasının 21. maddesi hükmü ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 29 ve 30. maddesine göre usulüne uygun biçimde tebliğ edilmediği, müşteki sanık …’e yönelik yapılan tebligatta, tebligatı yapan memur, tebligat parçasına, muhatabın “işine gittiğinden” ibaresini yazdığı, muhatabın komşusunun imzası alınmadığına göre, muhatabın işe gittiğinin kimden öğrenildiği de resmi olarak belgelenmiş olmadığı ve sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesince yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı ve sanığın temyiz isteminin öğrenme ile yasal süresi içinde yapıldığının kabulüyle esastan inceleme yapılarak sanık hakkında tehdit suçundan TCK 106/1, 43/1, 62 maddelerinden 6 Ay 7 Gün Hapis ve TCK 50/1-a,52/2 maddelerinden 3740 TL adli para cezasına hükümlülüğüne ilişkin kararın onanması karar verilmesi,
İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, dosyanın itiraz hakkında bir karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit suçundan, sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararında temyiz isteğinin reddine dair, Dairemizin 10/12/2013 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Usule uygun olmadığı iddia edilen tebligat evrakının incelenmesinde; Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca, sanığın veya kendisine tebligat yapılabilecek bir kimsenin bildirilen adreste bulunmaması nedeniyle tebliğ memurunca tebliğ olunacak evrakın, o yerin muhtarına imza karşılığında teslim edildiği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnamenin (2 nolu haber kağıdı) gösterilen adresin kapısına yapıştırıldığı, adreste bulunmama nedeniyle sanığa keyfiyetin haber verilmesinin de komşularından birine bildirildiği, komşunun isim vermekten ve imzadan imtina ettiği, bu haliyle yapılan tebligatın kanuna uygun olduğu anlaşılmıştır. Zira, Tebligat Kanununun 21. maddesindeki, “adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesinin mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi” hususunun yapılacak tebliğin kurucu unsuru olmadığı, maddede geçen “mümkün oldukça” ibaresinden anlaşılmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.04.2011 tarih 4/252-58 sayılı kararı da bu yöndedir.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin, Tebligat Kanununun 21/1.maddesini açıklayan, 31/1. maddesi de “…Tebliğ memuru;
a) Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları,
b) Muhatap ya da kendilerine tebligat yapılabilecek kişilerin tebellüğden kaçınması,
c) Muhatap, gösterilen adreste hiç oturmamış veya bu adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus meşruhat verilerek çıkarılması,
Hallerinden biri gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. (a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir…” şeklinde düzenlenmiş olup, komşu, yönetici veya kapıcı isim ve imzasının zorunlu olmadığını göstermektedir.
Dosyanın incelenmesinde de, sanığa duruşma günü tebligatının yapıldığı ve sanığın savunmasında verdiği adresin “… caddesi ….sokak… apt. kat:4 daire…” olduğu, sanığın yokluğunda verilen hükmün de aynı adrese tebliğe çıkarıldığı ve Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, sanığın temyiz dilekçesinde tebligat usulsüzlüğüne ilişkin bir itirazda bulunmadığı gibi temyiz dilekçesinde bildirdiği adresin de aynı adres olduğu görülmüştür.
Tüm bu hususlardan sanığın yokluğunda verilen hükmün sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşıldığından,
Dairemizin 10/12/2013 gün ve 2012/31462 esas, 2013/31527 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.