Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/10344 E. 2015/34627 K. 01.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10344
KARAR NO : 2015/34627
KARAR TARİHİ : 01.10.2015

Yaralama suçundan sanık H.. D.. hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Salihli 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 12.09.2008 gün ve 2007/601 esas, 2008/710 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 28.02.2013 gün ve 2010/28362 esas, 2013/5643 sayılı kararıyla;
“3- Sanığa yükletilen yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken, cezanın infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi yerine, süresinin de belirtilmesi suretiyle TCK’nın 58/7. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık H.. D..’un temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken, cezanın infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı cümlesinden sonraki tedbir süresinin hükümden çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,” karar verilmiştir.

I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/04/2015 gün ve 2013/280001 sayılı yazısı ile;
” Yüksek Yargıtay 4.Ceza Dairesi ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık sanığın adli sicil kaydında bulunan ilamın tekerrüre esas alınıp alınamayacağına ilişkindir.
Şöyle ki; Dosya içerisinde yapılan incelemede sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05/02/2002 tarih 2000/184 esas 2002/22 karar nolu ilama göre; sanığın 04/01/2000 ila 12/04/2000 tarihleri arasında işlemiş olduğu 17 yaşındaki mağdure ile rızayla cinsel ilişkide bulunma suçundan 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 19/02/2004 tarihinde kesinleştiği ve 19/09/2004 tarihinde infaz edildiği, ilamın tekerrüre esas nitelikte olduğu, ancak 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun ile sanığın eyleminin TCK’nın 104/2. maddesinde düzenlenen suç kapsamında kaldığı, Anayasa Mahkemesi’nce bu maddede düzenlenen sanık ile mağdur arasında 5 yaş fark bulunması halinde şikayet koşulu aranmaksızın cezanın arttırılacağı hükmünün iptal edildiği, bu düzenleme karşısında sanığın eyleminin kovuşturulmasının şikayete bağlı hale geldiği, mağdurun da 02/11/2000 tarihli celsede sanıktan şikayetçi olmadığını beyan ettiği, Salihli Ağır Ceza Mahkemesi’nce 19/07/2006 tarihli ek karar ile sanık hakkında uyarlama yapılarak eylemin şikayete bağlı hale gelmesi ve davanın düşmesi gerektiği gerekçesiyle 5352 sayılı Kanunun 9/b-son maddesi gereğince ilamın adli sicil kaydından çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı kabul edilmelidir.

Sonuç ve istem: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İtirazın kabul edilmesi,
Dairenizin 28/02/2013 gün ve 2010/28362 – 2013/5643 sayılı kararının kaldırılması, Salihli 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/601 esas 2008/710 karar sayılı hüküm fıkrasından tekerrür hükümlerinin uygulandığı kısmın çıkarılması suretiyle düzeltilerek onanması,
İtirazın yerinde görülmemesi halinde ise dava dosyasının Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, sanık H.. D.. hakkında yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına dair, Dairemizin 28.02.2013 tarihli kararına ilişkin olup, karar itiraza konu edilen tekerrür konusunun değerlendirilmesi amacıyla yeniden ele alınmış, itiraza konu edilmeyen tehdit suçuna ilişkin bozma kararı inceleme dışı bırakılmıştır.

III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce yaralama suçundan verilen 28.02.2013 gün ve 2010/28362 esas, 2013/5643 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Salihli 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 12.09.2008 gün ve 2007/601 esas, 2008/710 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve 765 sayılı TCK’nın 416/son maddesi kapsamında, 15 yaşından büyük mağdure ile rızasıyla cinsel ilişkide bulunma olarak kabul edilen eyleminin, Anayasa Mahkemesinin 23.11.2005 günlü 2005/103-89 sayılı kararı ile 5237 sayılı Yasa’nın 104/2. maddesinin iptal edilmesi karşısında, aynı Yasa’nın 104/1. maddesindeki suçu oluşturup bu suçun takibinin de şikayete bağlı bulunmasına, mağdurenin de yargılama aşamasında sanıktan şikayetçi olmamasına göre, TCK’nın 73. ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca düşme koşullarının oluştuğu gözetilmeden, bu ilam tekerrüre esas alınarak, cezanın bireyselleştirilmesinde hataya düşülmesi,
2- Kabule göre de; sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi yerine, süresinin de gösterilerek TCK’nın 58/7. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık H.. D.. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına uygun olarak yaralama suçuna ilişkin HÜKMÜN BOZULMASINA, itiraza konu edilmeyen tehdit suçuna ilişkin Dairemizin 28.02.2013 tarihli kararındaki hususların aynen muhafazasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.