Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/12018 E. 2015/31615 K. 18.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12018
KARAR NO : 2015/31615
KARAR TARİHİ : 18.06.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/116385

Tehdit suçundan sanık Y.. F..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1 -son ve 43/1. maddeleri uyarınca 1 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının aynı Kanun’un 50/1-d maddesi uyarınca 1 ay 7 gün süre ile sinema ve kahvehane gibi yerlere girmekten yasaklanma tedbirine çevrilmesine dair, Kütahya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2014 tarihli ve 2013/835 esas, 2014/359 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2015 gün ve 116385 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar” başlıklı 50/1-d maddesinde “Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama süresinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre; mahkum olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya çevrilebilir” hükmünün yer aldığı, sanığa tayin edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın seçenek yaptırıma çevrilirken, kanun koyucunun amacına uygun, akla ve mantığa aykırı olmayan tarafları tatmin edici, denetime elverişli ve infaz edilebilir nitelikte bir seçenek yaptırıma hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın somut ve belirlenebilir olmayacak şekilde “1 ay 7 gün süre ile sinema ve kahvehane gibi” yerlere girmekten yasaklanma tedbirine çevrilmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit suçundan sanık Y.. F.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Kütahya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2014 tarihli kararıyla, 1 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve TCK’nın 50/1-d maddesi uyarınca cezasının, “1 ay 7 gün süre ile sinema ve kahvehane gibi yerlere girmekten yasaklanma” tedbirine çevrilmesine karar verildiği, yoklukta verilen kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında tedbirin belirlenebilir ve infaz edilebilir olmadığı gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Tehdit suçundan hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, TCK’nın 50/1-d maddesi uyarınca “belirli yerlere gitmeme” tedbirine çevrilmesinin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar, suç ve ceza politikası gereğince kanun koyucunun benimsediği bir cezalandırma ve infaz yöntemidir. Amacı; kişiye, işlediği suçun niteliği, cezasının azlığı ya da yaşı nedeniyle bir kısım özel imkânlar sunarak, ıslahı ve topluma kazandırılması açısından bir yandan sanığı, diğer yandan da mağduru ve toplumu korumaktır.
.Kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre cezanın kişiselleştirilmesidir. Hâkim, kısa süreli hapis cezasının, hapis cezası olarak infaz edilmesi yerine, cezayı kişiselleştirerek daha etkili, caydırıcı ve ıslah edici olduğu kanaati ile cezayı seçenek yaptırıma çevirmektedir.

5237 sayılı Yasanın 50. maddesinin 1. fıkrasında kısa süreli hapis cezası yerine uygulanabilecek seçenek yaptırım ve tedbirler altı bent halinde düzenlenmiştir.
(d) bendindeki düzenleme; “Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,” çevrilebilir.” şeklindedir.

TCK’nın 50/1-d maddesindeki “belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklama” seçenek tedbirinin içeriğinin, 5 Mart 2013 günü ve 28578 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp aynı tarihte yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 64. maddesinde, “(1) Belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma; mahkemelerce hükümlünün kişisel, sosyal ve eğitim durumu ile tekrar suç işleme riski göz önüne alınarak iyileştirmeyi ve suçun tekrarını önlemeyi esas alan, hükümlünün mahkûm olduğu hapis cezasının yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmesini veya belirli etkinlikleri yapmasını yasaklayan seçenek yaptırımdır.

(2) Belirli yerler veya etkinlikler; hükümlünün suç işlemesinde, suça yönelmesinde ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde veya bağımlılık yapan maddeler kullanmasında; çevresel, psikolojik, sosyal veya ekonomik etkisi bulunan ya da hükümlünün yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri tetikleyecek yerler veya etkinliklerdir.” şeklinde açıklandığı nazara alınarak, sanığa tayin edilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza seçenek tedbire çevrilirken, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmayan ,kanun koyucunun amacına uygun, akla ve mantığa aykırı olmayan, tarafları tatmin edici, infazı olanaklı ve denetime elverişli bir seçenek tedbire hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, içeriği anılan Kanun ve Yönetmelik kapsamına aykırı seçenek tedbire karar verildiği görülmektedir.

Ancak, kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi için hukuka aykırılığın başka bir yolla giderilmesi imkanının bulunmaması gereklidir. Hukuka aykırılığın olağan kanun yolları ile denetlenip giderilmesi imkanının bulunması durumunda kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacaktır.

5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinin 7. fıkrasında, “Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir değiştirilir.” hükmü düzenlenmiş, İnfaz Tüzüğünün 51/7. maddesinde de aynı düzenlemeye yer verilmiştir.

Öte yandan, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 45. maddesinde; “ (1) Denetimli serbestlik kararının;
a) Yükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi,
b) İnfazının mümkün olmaması,
c) Yükümlünün tutuklanması, hapis cezasının infazına başlanması veya askere alınması nedeniyle infazının imkânsız hale gelmesi,
ç) 5395 sayılı Kanunun 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tedbirden beklenen yararın elde edilmesi,
d) Hapis cezasından daha ağır sonuçlar doğurması,
durumunda kanunda aksine bir düzenleme yoksa, vaka sorumlusunun önerisi üzerine komisyon tarafından ilgili mahkemeden denetimli serbestlik kararının değiştirilmesi, kaldırılması veya uygun olan başka karar verilmesi talep edilebilir.” hükümlerine yer verilerek, infaz aşamasında belirli şartların varlığı halinde tedbirin değiştirilebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda mahkemece uygulanan “1 ay 7 gün süre ile sinema ve kahvehane gibi yerlere girmekten yasaklanma” tedbirinin işlenen suçla bağlantısının olmadığı gibi, kapsam ve sınırları belirgin olmadığından infazının mümkün olmadığı, ayrıca bu durum seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi olarak da kabul edileceğinden, infaz sırasında mahkemesinden tedbirin değiştirilmesi istenerek, hukuka aykırılığın İnfaz Kanunu’nun 98 ve 101. maddeleri uyarınca giderilebilmesi imkanı bulunmaktadır. Bu nedenle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 18.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.