YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13309
KARAR NO : 2015/35260
KARAR TARİHİ : 09.10.2015
Tebliğname No : 4 – 2014/129126
MAHKEMESİ : Çarşamba 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26/12/2013
NUMARASI : 2013/286 (E) ve 2013/514 (K)
SUÇLAR : Tehdit, yaralama
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, suça sürüklenen çocuğun hazır bulunduğu ve sorgusunun yapıldığı 26.04.2012 tarihli ilk duruşmada henüz 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında kapalı yerine açık duruşma yapılmış ise de, bu husus telafisi mümkün olmadığından, bozma nedeni sayılmayarak yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuğa yükletilen tehdit ve yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
CMK’nın 231/11. maddesinde yer alan, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine, ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurulabilir” şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemece kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen suça sürüklenen çocuk hakkında, önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu, açıklanması geri bırakılan hükümlerin biri ertelenmiş ve diğeri de seçenek yaptırımlardan biri olan adli para cezasına çevrilmiş ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Sanık hakkında yaralama suçundan hüküm kurulurken, seçimlik cezalardan tercih edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle TCK’nın 50/2. maddesine aykırı davranılmış ise de karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Eleştiriler dışında cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
6352 sayılı Kanun’un 100. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 324/4. maddesinin “Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.” hükmü karşında yargılama giderinin 20 TL’nin altında olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk M.. K..’ün temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, “hükmün yargılama giderlerine ilişkin fıkrası çıkarılarak yerine “yapılan 8 TL yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükümler, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 09/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.