YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/17954
KARAR NO : 2015/33621
KARAR TARİHİ : 11.09.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/183152
Silahla tehdit suçundan sanık M.. K..’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında aynı Kanunun 58. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına dair, Giresun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2009 tarihli ve 2008/331 esas, 2009/103 sayılı kararının, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 29/05/2013 tarihli ve 2011/13591 esas, 2013/16637 sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, hükümlü hakkında Giresun Cumhuriyet Başsavcılığınca tekerrür konusunda tereddüt oluştuğundan bahisle karar verilmesi talebi üzerine, hükümlü hakkında ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmamasına ilişkin, anılan Mahkemenin 19/01/2015 tarihli ve 2008/331 esas, 2009/103 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ve hükümlünün ikinci kez mükerrir olduğunun tespitine dair, Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin 20/02/2015 tarihli ve 2015/93 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/05/2015 gün ve 183152 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre; sanık hakkında Giresun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2009 tarihli ilamında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması koşulları gerçekleşmesine rağmen, mahkemece sanığın ilk kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre cezasının infaz edileceği yönünde hüküm tesis edildiği, kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, bu durumun ise Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 12/03/2013 tarihli ve 2012/18507 esas, 2013/4438 sayılı, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 11/02/2013 tarihli ve 2011/26646 esas, 2013/2467 sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, hükümlü lehine kazanılmış hak teşkil ettiği, bu nedenle hükümlü hakkında ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108/3. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
I-Olay:
Silahla tehdit suçundan sanık M.. K.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Giresun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2009 tarihli kararıyla, 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 29.05.2013 tarihli kararıyla onandığı, kesinleşen bu ilamın infazı sırasında O Yer Cumhuriyet Başsavcılığınca ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için mahkemesinden karar istendiği, talebin aynı mahkemenin 19/01/2015 tarihli kararıyla sanık hakkında bir kez tekerrür hükümlerinin uygulanmış olduğu gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, O Yer Cumhuriyet Başsavcılığınca bu karara itiraz edildiği, itirazı inceleyen Giresun Ağır Ceza Mahkemesince adli sicil kaydına göre sanık hakkında ikinci kez tekerrür koşullarının oluştuğu ve infaz rejimine ilişkin olan bu hususun kazanılmış hakka konu olmayacağı gerekçesiyle itirazın kabulüyle sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, akabinde kesin olan bu karara karşı Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen hükümde sanık hakkında birinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karşın, bu kararın infazı sırasında adli sicil kaydına göre ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle itiraz merciince verilen ek kararın, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Tekerrür, 765 sayılı TCK’da “cezanın artırım nedeni” olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir “infaz rejimi kurumu” olarak düzenlenmiştir. Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise İnfaz Kanunu’nun 108. maddesinde düzenlenmiş ve aynı maddenin 3. fıkrasında “ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez” düzenlenmesine yer verilmiştir. Sanık hakkında birinci tekerrür şartlarının oluşması nedeniyle tekerrür hükümleri uygulandıktan ve tekerrür uygulanan mahkûmiyet kesinleştikten sonra, yeniden tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir suçun işlenmesi halinde ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanacak ve hükümlü artık koşullu salıvermeden yararlanamayacaktır.
İnfaz Kanunu’nun 108. maddesinde yer verilen ikinci kez tekerrür, mükerrirlere özgü infaz rejiminin nitelikli bir hali olup, koşulları ve sonuçları itibariyle tekerrürün temel şeklinden farklı niteliğe sahiptir. Zira ikinci kez tekerrür halinde hükümlü koşullu salıvermeden yararlanamayacak ve hükmolunan cezanın tamamı infaz edilecektir. Bu nedenle hükümde ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı açıkça belirtilmedikçe, tekerrür hükümlerinin birinci kez uygulandığı anlaşılmalıdır.
TCK’nın 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümleri güvenlik tedbirleri arasında yer almış ise de, hükmolunan cezanın infaz süresini etkileyen ve hatta ikinci kez tekerrür halinde koşullu salıverilmeyi de ortadan kaldıran niteliğiyle, cezayı doğrudan etkileyen bir ceza hukuku kurumudur. Bu nedenle 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinde düzenlenen ve “cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi” olarak da adlandırılan kazanılmış hak kurumunun kapsamında değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 18.06.2013 tarih ve 1441-303 sayılı kararında; “Şu halde, “tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmediği” durumda, “aleyhe değiştirememe ilkesi”nin gözetilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Buna göre, adli sicil kaydında tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmemiş olması ve aleyhe yönelen temyizin de bulunmaması halinde 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinde belirtilen, lehe temyiz davası üzerine cezanın aleyhe değiştirilmemesi kuralı uyarınca, hükmün tekerrür hükümlerinin uygulanmaması isabetsizliğinden bozulması mümkün değildir. Bu husus Ceza Genel Kurulunun 17.04.2007 gün ve 71-98 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da kabul edilmiştir.
Buna karşın; tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında tekerrüre esas alınamayacak nitelikteki geçmiş bir hükümlülüğü esas alınmak ya da tekerrüre esas geçmiş hükümlülüklerden en ağırının esas alınmamak suretiyle hakkındaki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre
çektirilmesine karar verilmesi halinde, aleyhe temyiz olmadığından bahisle hükümden tekerrüre ilişkin bölümün çıkartılması ile yetinilmesinin, hakkında tekerrür hükümleri uygulanması gereken sanığın bu yanılgılı uygulamadan ikinci kez yararlanması sonucunu doğuracaktır.
Bu durumda, 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesinde belirtilen, lehe temyiz davası üzerine cezanın aleyhe değiştirilmemesi kuralı uyarınca, 5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesi uyarınca mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınamayacak nitelikteki veya en ağırı yerine hatalı olarak gösterilen geçmiş hükümlülüğündeki miktar üzerinden oluşan kazanılmış hakkı gözetilmek suretiyle belirlenmesi uygun olacaktır. Diğer bir ifade ile aleyhe yönelen temyiz bulunmaması nedeniyle 5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesi uyarınca koşullu salıverilmeye eklenecek süre, yanılgılı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı kabul edilmelidir.” biçimindeki gerekçeyle tekerrür hükümlerinin kazanılmış hakka konu olacağını kabul etmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, hükmolunan cezanın infaz süresini etkileyen ve hatta ikinci kez tekerrür halinde koşullu salıverilmeyi de ortadan kaldıran niteliğiyle, cezayı doğrudan etkileyen bir ceza hukuku kurumu olan tekerrürün, kazanılmış hakka konu olacağı anlaşıldığından, kesinleşen hükmün infazı sırasında verilen ek kararla ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin 20/02/2015 tarihli ve 2015/93 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 11.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.