Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/22512 E. 2015/40230 K. 17.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/22512
KARAR NO : 2015/40230
KARAR TARİHİ : 17.12.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/245865

Tehdit ve hakaret suçundan sanık M.. İ..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2, 125/1-4, 29 (iki kez), 62/1 (iki kez) ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis ve 1.300,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan almış olduğu cezasının aynı Kanun’un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine, anılan Kanun’un 53/1. maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına dair, Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/10/2010 tarihli ve 2006/527 esas, 2010/629 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2015 gün ve 245865 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesi gereğince, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği cihetle, M.. İ.. hakkında Ö.. İ..’a karşı hakaret suçundan cezalandırılma talebini içerir iddia bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit ve hakaret suçundan sanık M.. İ.. hakkında, mağdur Ş.. İ..’a karşı tehdit ve hakaret suçları, mağdur Ö.. İ..’a karşı tehdit suçu nedeniyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mağdur Ş.. İ..’a karşı tehdit suçundan beraatine, mağdur Ö.. İ..’a karşı tehdit ve hakaret suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, yüze karşı verilen kararlardan mahkumiyet hükümlerinin sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.02.2015 tarih ve 2013/6373 esas, 2015/21003 sayılı kararı ile tehdit suçundan verilen hükmün bozulmasına, hakaret suçundan verilen hükme karşı yapılan temyizin miktar yönünden reddine dair karar verilerek, kesinleşmiş olan hakaret suçu yönünden, infaz aşamasında mağdur Ö.. İ..’a yönelik hakaret suçundan açılmış bir dava olmamasına karşın, ceza verildiği gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanık hakkında mağdur Ö.. İ..’a yönelik hakaret suçundan açılmış bir dava olmamasına karşın, mahkumiyetine karar verilmesi şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılığa ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 sayılı kararında belirtildiği üzere; Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK’nın 225. maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır.
İnceleme konusu somut olayda; Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.09.2006 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında mağdur Ş.. İ..’a karşı tehdit ve hakaret suçları ile mağdur Ö.. İ..’a karşı tehdit suçundan dava açıldığı, iddianame içeriğinde suç adı olarak hakaret ve sevk maddesi olarak da TKC’nın 125/1-4. maddesi gösterilmiş ise de, bu suç nedeniyle mağdur Ş.. İ..’a karşı dava açıldığı, mağdur Ö.. İ..’a karşı hakaret suçundan açılmış bir dava bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.09.2006 tarihli iddianamesiyle, mağdur Ö.. İ..’a karşı hakaret suçundan dava açılmamış olması karşısında, açılmamış suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret suçundan Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/10/2010 tarihli ve 2006/527 esas, 2010/629 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan kanun maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanığa müşteki Ö.. İ..’a hakaret suçundan verilen 1.300 Türk lirası adli para cezasının KALDIRILMASINA,
3- Bu suçtan hükmolunan cezanın çektirilmemesine, 17/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.