Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/23242 E. 2015/39876 K. 14.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/23242
KARAR NO : 2015/39876
KARAR TARİHİ : 14.12.2015

Tebliğname No : 4 – 2015/292343
MAHKEMESİ : Bayındır Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07/04/2015
NUMARASI : 2014/517 (E) ve 2015/261 (K)
SUÇ : Tehdit

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık hakkında daha önce kurulan hükmün katılanlar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce sanık aleyhine bozulduğunun anlaşılması, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/2. maddesindeki “Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.” şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın savunması alınmadan eksik inceleme sonucu hüküm kurulması,
2-Sanık müdafii tarafından temyiz dilekçesinde sanığın Bayındır Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.02.2010 tarih ve 194/76 E-K. sayılı ilamı ile sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkum olduğunun belirtilmesi, UYAP üzerinden yapılan sorgulamada anılan mahkeme kararına konu tehdit eyleminin suç tarihinin 27.05.2007, iddianame tarihinin 12.06.2007, katılanlarının R.. B.., G.. B.. ve Sebahattin Badalı olduğunun ve hükmolunan hapis cezasının Dairemizin 04.12.2013 tarih ve 20636/ 30783 E-K. sayılı ilamı ile onandığının anlaşılması, incelemeye konu dosyada ise her ne kadar gerekçeli karar başlığında suç tarihi 24.06.2007 olarak gösterilmiş ise de; katılanlar vekili tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına verilen 18.06.2007 havale tarihli dilekçede suç tarihinin 10.06.2007 olarak gösterilmesi, katılanların kolluk ifadelerinde olay tarihini 24.06.2007 olarak belirtmelerine karşın, tanık M.. K..’ın 10.06.2007 olarak belirtmesi karşısında, eksik veya mükerrer cezalandırılmanın engellenmesi amacıyla, Bayındır Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2010 tarih ve 194 E./76 K. sayılı dosyasının aslının ya da onaylı örneğinin Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde dosya içine alınması, incelemeye konu dosyadaki suç tarihinin şüpheye mahal vermeyecek biçimde belirlenmesi ve tehdit eylemleri açısından hukuki kesinti teşkil eden 12.06.2007 tarihli iddianameden önce olduğunun tespiti halinde; sanığın tehdit eylemini katılanlara karşı bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda birden fazla gerçekleştirmesi nedeniyle kesinleşen hükümdeki ceza miktarı esas alınarak, TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, eksik ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
3-Sanığın adli sicil kaydından tekerrüre esas hükümlülüğünün bulunduğunun anlaşılması karşısında, cezasının TCK’nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık M.. I.. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca (3) numaralı bozma nedeni yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.