Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/5983 E. 2015/28508 K. 07.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5983
KARAR NO : 2015/28508
KARAR TARİHİ : 07.05.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/44473

Tehdit ve hakaret suçlarından sanık Y.. B..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-1. cümle, 125/1-4, 62/1, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 3.000 Türk lirası ve 1.740 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair, Gölcük Sulh Ceza Mahkemesinin 14/09/2012 tarihli ve 2012/172 esas, 2012/591 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.02.2015 gün ve 44473 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre:
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” şeklindeki 193/2. maddesi karşısında, usulüne uygun şekilde sanık sıfatıyla sorgusu yapılmayan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında,
2-Olayın tek tanığının İbrahim Yalın olmasına karşın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 210/1. maddesinde yer alan “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bıı tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.” hükmüne aykırı olarak bu tanık dinlenilmeden hükümlülük kararı verilmesinde,
3-Sanık ve katılanın tartıştığı apartmanın içerisinde, katılanın dairesinin önünde meydana gelen hakaret eylemi nedeniyle aleniyet unsuru gerçekleşmemesine karşın, hükmolunan cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/4. maddesi ile artırım yapılarak sanığa fazla ceza verilmesinde,
4-Sanığın işlemiş olduğu suç nedeniyle oluşmuş her hangi bir maddi zararın olmaması ve sabıka kaydın da yer alan mahkûmiyetler bakımından adlî sicil kaydının silinme koşullarının oluşması karşısında, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunduğu gerekçesiyle, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit ve hakaret suçlarından sanık Y.. B.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Gölcük Sulh Ceza Mahkemesinin 14/09/2012 tarihli kararıyla, adlî para cezası ile cezalandırılmasına, daha önce kasıtlı suçlardan mahkumiyeti bulunduğundan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, yüze karşı verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

a-Sorgusu yapılmayan sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
b-Olayın tek tanığı dinlenilmeyerek, CMK’nın 210/1. maddesine muhalefet edilmesi,

c-Koşulları oluşmamasına karşın, TCK’nın 125/4. maddesi uygulanarak fazla ceza verilmesi,
d-Adli sicil kaydındaki ilamların silinme koşullarının oluşmasına karşın, daha önce kasıtlı suçlardan mahkumiyeti bulunduğu gerekçesiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesine yönelik hukuka aykırılıklara ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

1-Savunma hakkının kısıtlanmasına ilişkin hukuka aykırılıkların incelenmesi,

5271 sayılı CMK’nın 191. maddesinde duruşmaya başlanmasına ilişkin kurallar ile sanığın sorgusunun nasıl icra edileceğine ilişkin hükümlere yer verilmiş, anılan Kanunun 193/1. maddesinde ise, kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı belirtilmiştir. Kanunun ayrık tuttuğu hallere ise 5271 sayılı Kanun’un 193/2 ve 195. maddelerinde yer verilmiştir.

CMK’nın 195. maddesindeki düzenlemeye göre, suçun yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi halinde, sanık gelmese de duruşma yapılabilecektir, ancak maddenin uygulanabilmesi için iki koşulun bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlardan ilki, suçun yaptırımın adli para cezası ve/veya müsadereden ibaret bulunması, ikinci koşul ise, sanığa gönderilecek davetiyeye gelmese de duruşmanın yapılacağı ihtarının yazılmış olmasıdır.

193. maddenin 2. fıkrasında ise, “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler yüz yüze yargılama ilkesinin istisnasını oluşturmakta ise de, somut olayda uygulanma imkanı bulunmamaktadır.

İnceleme konusu somut olayda; tehdit ve hakaret suçlarından sanık Y.. B.. hakkında yapılan yargılama sırasında, savunmasının alınması için çıkarılan tebligata rağmen duruşmaya gelmemesi üzerine ihzar müzekkeresi düzenlendiği, akabinde sanığın 14.09.2012 tarihli celseye katılmasına karşın, savunması alınmadan mahkumiyet kararı verildiği görülmektedir.

Bu itibarla, CMK’nın 193/1. maddesinde yazılı olup, savunma hakkı yanında yargılama yönteminin temel ilkelerinden olan “doğrudan doğruyalık, vasıtasızlık ve yüzyüzelik” ilkelerinin gerçekleştirilmesi amaçlarına da yönelik bulunan; “hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz” hükmüne uyulmayarak, savunma alınmadan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.

Ayrıca, olay tanığı İbrahim Yalın’ın adresi 12/09/2012 tarihli tutanakla tespit edilmesine ve CMK’nın 211. maddesinde yazılı hallerde gerçekleşmemesine karşın, CMK’nın 210/1. fıkrasındaki “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.” hükmüne aykırı olarak, duruşmada dinlenilmeden, soruşturma aşamasındaki ifadesinin okunmasıyla yetinilerek hükümlülük kararı verildiği görülmektedir.

2- Diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesi,

Sanık hakkında hakaret suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 125. maddesine göre belirlenen temel cezadan, aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca aleniyet artırımı yapılmıştır. Ancak, katılan Mücella ve sanık Yılmaz’ın ifadeleri incelendiğinde, hakaret eyleminin apartman içerisinde katılanın dairesinin önünde meydana geldiği, bu nedenle koşulları oluşmamasına karşın aleniyet nedeniyle artırım yapılarak sanığa fazla ceza verilmiştir.

Öte yandan, sanığın adli sicil kaydında yer alan ilamların silinme koşullarının oluşmasına karşın, yalnızca kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunduğu gerekçesine dayanılarak, objektif koşulların değerlendirilmesinde hata yapılmak suretiyle CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Ancak, (1) ve (2) nolu kanun yararına bozma istemlerinin savunma hakkının kısıtlanmasına ilişkin oluşu ve CMK’nın 309/4-b maddesi uyarınca bu durumda yeniden yargılama yapılması gerektiği anlaşıldığından, kabule göre bozmanın konusunu oluşturan (3) ve (4) nolu istemler yönünden ayrıca bozma yoluna gidilmemiştir.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Tehdit ve hakaret suçlarından sanık Y.. B.. hakkında, Gölcük Sulh Ceza Mahkemesinin 14/09/2012 tarihli ve 2012/172 esas, 2012/591 sayılı kararının, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2-Bozma kararı doğrultusunda, anılan Kanun maddesinin 4/b fıkrası uyarınca yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.