YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5992
KARAR NO : 2015/28500
KARAR TARİHİ : 07.05.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/54236
Hakaret suçundan şüpheli M.. O.. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/01/2014 tarihli ve 2013/52087 soruşturma, 2014/2273 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2014 tarihli ve 2014/361 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2015 gün ve 54236 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin vekilinin, .. Gazetesinin 14/12/2013 tarihli nüshasında ve aynı tarihli .. adlı internet sitesinde müvekkilinin kişiliğine, kamuoyundaki saygınlığına yönelik karalayıcı haberler yayınlandığı iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu, bahse konu yayınlanan haberlerin özü itibari ile ifade ve basın özgürlüğü çerçevesi sınırları içerisinde kaldığı, basının demokratik toplumda vazgeçilmez olduğu, adeta toplumun bekçisi olduğu, şüpheliye isnad edilen suçun unsurları itibari ile oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, müşteki tarafından şikâyet dilekçesinde belirtilen söz konusu gazete ve internet sitesinde yapılan haberlerin soruşturulması gerekirken, müştekinin yaptığı şikâyet üzerine şüphelinin savunmasının alınması dışında başkaca bir araştırma yapılmadığı, şikayete konu haberlere ilişkin yayınlar soruşturma dosyasına celp edilip, iddia konusu suçlar yönünden değerlendirilmediği, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma isteminin, süpheli M.. O.. hakkında basın yoluyla hakaret suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci kararına yönelik olması karşısında, Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesine, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun kararına, kanun yararına bozma isteminin kapsamına ve tebliğname tarihine göre, işin incelenmesi Yüksek 18. Ceza Dairesinin görevine girdiğinden, dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine, 07/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.